12 Mayıs 2012
Bahar gelmiş
Şenlikler başlamış, insanlar gitmiş eğlenmiş falan.
1-2 sene önce olsa şenliklerden haftalar önce planlar yapar hepsine giderdim.
Hayır yaşlanmadım da öyle de hissetmiyorum. Ama eksiğim.
01 Mayıs 2012
Mesela
Bazı olmayacak şeyleri kabullendim ama bu onları artık istemediğim veya daha az istediğim anlamına gelmiyor.
Örneğin kendi başıma uçamayacağımı da yıllar önce kabullenmiştim ama hala istiyorum
18 Nisan 2012
Soktuğumun alerjisi
Bahar ayı sebebiyle o kadar çok burnum akıyor ki, artık en büyük korkum hapşırık krizleri veya burnumun çok akmasına bağlı, salya sümüğe bulanmış bebeler gibi görünmek değil; dehidrasyon.
Yani içtiğim her şey bir şekilde solunum sistemime gidiyor ki o kadar çok şey çıkabilsin di mi?
Var mıdır acaba tarihte burun akıntısına bağlı aşırı su kaybından yaşamını yitiren biri?
13 Nisan 2012
Yine bir acayip rüya
Rüyamda insanları önce vampire, 2 gün sonrasında bir vampir assassin'e dönüştüren; 3 gün sonra da öldüren bir virüs vardı. Vampir assassinler tamamen kontrollerini kaybemiş vahşi vampirler gibiydiler ve ulaşabildikleri her insanı öldürmeye çalışıyorlardı ama zaten 4. güne gelemeden ölüyorlar ve sarı-kahverengi böceklere dönüşüyorlardı.
Terkedilmiş bir evde yaşayan bir grup araştırmacı da bu virüsün bulaştığı insanları kaçırıyordu diğer insanların böyle bir şey den haberi olmasın diye.
Bende güneşin yeşil olduğu(niye öyle bir şey oluyorsa) günlerde çok dışarıda kaldığım için hastalığa yakalanıyordum. Bu adamlar beni yakalayıp kaçırıyorlardı ve bir şey enjekte ediyorlardı. Bu sayede virüsün yayılımı yavaşlıyordu ve benden belediyeye ait bir takım bilgileri çalmamı ve bu bilgiler sayesinde bu virüsün durdurulabileceği anlatılıyordu.
Çalacağım belgeler bir harici diskteymiş. Ben belediye binasına girip buluyordum onu. Ama biri önceden ona ateş etmişti parçalanmış haldeydi.
Parçaları alıp çıktım belediye binasından...
Rüyayla ilgili hatırladığım ek detaylar; Dışarıdaki tüm elektrik ve ışık direklerinde kafesler vardı ve içlerinde değişik değişik kuşlar vardı. Hiç serbest uçan kuş yoktu. Ayrıca tüm binalar müstakil ev gibiydi.
Sonra uyandım.
Yorum bile yapamayacağım. Bu ne lan!?
11 Nisan 2012
Açlık Oyunları
Açlık Oyunları güzel bir seri idi. 2 haftada okumuştum 3 kitabı da.
Ama filmine gidemedim.
Gidecek insanlar vardı tabi, vakitte vardı, kaldı ki hala var vakit.
Ama gidemem.
Kitabı öğrenmem, okumam, ilgi duymam falan benim edebiyata olan ilgimden değildi.
Belirli bir insana olan ilgimden idi.
Kitabı okurken Katniss'i hep öyle hayal ettim.
Kendimi de oradaki fırıncı çocuk gibi görüyordum.
Onun şansını yaşamak istedim.
Onun gibi ölümle yüzyüze gelsem de, zorluklar çeksem de, hayal edebileceğim en güzel şeyleri bir şekilde yaşayabileceğimi düşünüyordum.
Ama ben ne fırıncı çocuk kadar ölümle yüzyüze geldim, ne o kadar zorluk çektim.
Keşke o kadar zorluk çekseydim de sonu onunki gibi olsaydı.
Keşke şimdi odamda güven içinde oturacağıma ölümüne savaşacak bir sebebim olsaydıda, hikayemin sonu onunki gibi olsaydı.
Ama kendime ne kadar savaş yaratsam da, hayatta kalsam da sonum öyle olmayacak.
Ancak kendim bileceğim "Gerçek mi; Değil mi?" sorusunun cevabının "gerçek" olmasının anlamını, acısını.
Ama filmine gidemedim.
Gidecek insanlar vardı tabi, vakitte vardı, kaldı ki hala var vakit.
Ama gidemem.
Kitabı öğrenmem, okumam, ilgi duymam falan benim edebiyata olan ilgimden değildi.
Belirli bir insana olan ilgimden idi.
Kitabı okurken Katniss'i hep öyle hayal ettim.
Kendimi de oradaki fırıncı çocuk gibi görüyordum.
Onun şansını yaşamak istedim.
Onun gibi ölümle yüzyüze gelsem de, zorluklar çeksem de, hayal edebileceğim en güzel şeyleri bir şekilde yaşayabileceğimi düşünüyordum.
Ama ben ne fırıncı çocuk kadar ölümle yüzyüze geldim, ne o kadar zorluk çektim.
Keşke o kadar zorluk çekseydim de sonu onunki gibi olsaydı.
Keşke şimdi odamda güven içinde oturacağıma ölümüne savaşacak bir sebebim olsaydıda, hikayemin sonu onunki gibi olsaydı.
Ama kendime ne kadar savaş yaratsam da, hayatta kalsam da sonum öyle olmayacak.
Ancak kendim bileceğim "Gerçek mi; Değil mi?" sorusunun cevabının "gerçek" olmasının anlamını, acısını.
08 Nisan 2012
Nisan gelmiş haberim yok
Foto eğitim videoları yapmaya başladım,
Daha sonra dallanıp budaklanacaklar. Foto temelli olmaktan çıkıp baya bir geniş kitleye hitap edecekler.
Buradan da paylaşacaktım videoları ama üşeniyorum. Zaten yakından takip eden biliyordur, yada zaten kimse de durup dururken merak etmez sanıyorum.
Hem yutupta hem tivitırda hem feysbukta bir çok kişi takip etmeye başladı ilk bölümün ardından.
Ama henüz asıl amacına ulaşmadı videolar.
Hala tamamen bir şeye konsantre olabilir durumda değilim. Hala yatınca 45 gün öncesinin kabuslarını görüyorum. Ya da daha kötüsü 45 gün önceki şeyler olmamış, her şey ütopik bir ortamdaymış gibi rüyalar görüp, sonra uyandığımda kabus yaşar gibi oluyorum.
Daha sonra dallanıp budaklanacaklar. Foto temelli olmaktan çıkıp baya bir geniş kitleye hitap edecekler.
Buradan da paylaşacaktım videoları ama üşeniyorum. Zaten yakından takip eden biliyordur, yada zaten kimse de durup dururken merak etmez sanıyorum.
Hem yutupta hem tivitırda hem feysbukta bir çok kişi takip etmeye başladı ilk bölümün ardından.
Ama henüz asıl amacına ulaşmadı videolar.
Hala tamamen bir şeye konsantre olabilir durumda değilim. Hala yatınca 45 gün öncesinin kabuslarını görüyorum. Ya da daha kötüsü 45 gün önceki şeyler olmamış, her şey ütopik bir ortamdaymış gibi rüyalar görüp, sonra uyandığımda kabus yaşar gibi oluyorum.
19 Mart 2012
Alarm
Sabah ttnetten arayıp kampanyalarından bahsetmek için beni uyandıran müşteri servisi!
İsmine feysbuktan baktım, orda kek gibi cep numaranı da paylaşmışsın,
Bende seni gece arayıp uyandırmazsam!
İsmine feysbuktan baktım, orda kek gibi cep numaranı da paylaşmışsın,
Bende seni gece arayıp uyandırmazsam!
09 Mart 2012
343
07 Mart 2012
Civil Wars
Civil Wars Türkiye'ye konsere geliyormuş,
1 ay önce ne kadar sevinir, o konsere gitmek ile alakalı ne hayaller kurardım.
Belki çok uzun bir ikna etme süreci yaşardım, belki bir sürpriz gibi yapardım; Ama ikinci kez günleri karıştırmazdım.
Şimdi değil Ankara'ya; Dikmene kapımın önüne gelseler izlemeye gidemem. Niye gideyim ki ne yapayım bir başıma.
Konserler kendi içeriğiyle gruplarla değil, oraya gittiğin insanlarla anlamlı ve çekilir olurlar bana göre.
Civil Wars'un şarkılarını seviyorsam ne olacak ki, gece yatağıma yatıp, mp3 ümden dinlerken hayal kurmak, gerçekte istediğime en yakını.
1 ay önce ne kadar sevinir, o konsere gitmek ile alakalı ne hayaller kurardım.
Belki çok uzun bir ikna etme süreci yaşardım, belki bir sürpriz gibi yapardım; Ama ikinci kez günleri karıştırmazdım.
Şimdi değil Ankara'ya; Dikmene kapımın önüne gelseler izlemeye gidemem. Niye gideyim ki ne yapayım bir başıma.
Konserler kendi içeriğiyle gruplarla değil, oraya gittiğin insanlarla anlamlı ve çekilir olurlar bana göre.
Civil Wars'un şarkılarını seviyorsam ne olacak ki, gece yatağıma yatıp, mp3 ümden dinlerken hayal kurmak, gerçekte istediğime en yakını.
02 Mart 2012
Bir Derece
Şubat geçti.
Güzel hayaller kurarken başladım Şubata ve bir seri yapmaya karar verdim
Ama şubatın benim için planları farklıymış.
İlk öce en güzel, en mutlu hayallerimi baltaladı, sonra tanıdığım en bilge insanı aldı.
Dedemin kaybını normal karşılıyorum. 87 yaşında, hasta, 20 gündür yoğun bakımda olan biri. Ne bir keşkesi kaldı ne tamamlaması gereken bir işi. Hayatını yaşadı ve tamamladı. O konuda tek üzüntüm onu bir daha göremeyecek, konuşamayacak olmam. Ölümle bir derdim yok, 12 yıl önce ben onu öğrendim zaten.
Beni daha çok zorlayan diğer şey. Devam eden hayatın sorunları, geleceğe dair hayallerin tıkanması. Asıl dram budur bence düşününce.
Çoğu insan son zamanlardaki depresifliğimi dedemi kaybetmeme bağlıyor. Elbet onunda yarası ayrı ama asıl kanayan hasta eden değil o.
Zor bir başlangıç ve zor bir yol çıkmaza girdi. Ama ne yoldan dönesim var ne de başka bir adres sorasım.
Artık ilk bahar.
Ama daha çok donuyor, daha çok üşüyorum.
Canımı acıtsa da hayal kurmak bir derece ısıtıyor.
Güzel hayaller kurarken başladım Şubata ve bir seri yapmaya karar verdim
Ama şubatın benim için planları farklıymış.
İlk öce en güzel, en mutlu hayallerimi baltaladı, sonra tanıdığım en bilge insanı aldı.
Dedemin kaybını normal karşılıyorum. 87 yaşında, hasta, 20 gündür yoğun bakımda olan biri. Ne bir keşkesi kaldı ne tamamlaması gereken bir işi. Hayatını yaşadı ve tamamladı. O konuda tek üzüntüm onu bir daha göremeyecek, konuşamayacak olmam. Ölümle bir derdim yok, 12 yıl önce ben onu öğrendim zaten.
Beni daha çok zorlayan diğer şey. Devam eden hayatın sorunları, geleceğe dair hayallerin tıkanması. Asıl dram budur bence düşününce.
Çoğu insan son zamanlardaki depresifliğimi dedemi kaybetmeme bağlıyor. Elbet onunda yarası ayrı ama asıl kanayan hasta eden değil o.
Zor bir başlangıç ve zor bir yol çıkmaza girdi. Ama ne yoldan dönesim var ne de başka bir adres sorasım.
Artık ilk bahar.
Ama daha çok donuyor, daha çok üşüyorum.
Canımı acıtsa da hayal kurmak bir derece ısıtıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
2024
Lan hayat güzel, eforsuz, mutlu olabiliyormuş. 2023 yılı biterken bunu hatırladım son iki aydır. Hep çekindiğim, korktuğum şeylere, bir kapı...
