26 Haziran 2012
Yine bir rüya
Uçaktayım, Ümit Burnuna gidiyorum. Yanımda da çok güzel bir kız var, havadan sudan konuşuyoruz, kız esmer, renkli gözlü ve baya güzel, bana hayatını anlatıyor, hiç bir akrabası yokmuş, kendi yaşıyormuş ve sürekli gezmeye çalışıyormuş, çok enterasan bir kızdı.
Derken Afrika üzerindeyken aşağıda büyük bir deprem oluyor ve her nasılsa Uçağın acil iniş yapmasına sebep oluyor. Ama inişten sonra herkes ayrı bir tarafa savruluyor.
Ben büyük bir boşluğun ortasında, bir demir yolunun hemen yanındayım. Bir tren geçse de merkezi bir yere gitsem diye bekliyorum. Derken bir tren geliyor çok yavaş hızda, bende çaktırmadan tırmanıyorum trene ve lokomotifin hemen arkasına geçiyorum.
Geçmez olaydım. Meğerse çok yakındaki bir savaş alanına asker taşıyan bir trenmiş.Ve lokomotifte iki tane asker var. Savaş yapılan şehre girdiğimizde bir tanesi vagonları kontrol etmek için arkaya gitmeye karar veriyor.Ben demirlerden sarkarak saklanıyorum, asker geçince de arkasından yaklaşıp kafasına demir bir çubukla vuruyorum. O bayılıyor veya ölüyor bilmiyorum, Bende durum farkedilmeden şehrin içine girmiş ve zaten iyice yavaşlamış trenden atlayıp hemen arka sokaklara koşuyorum. Bir sürü ara sokak var. Hepsi birbirine benziyor. ben ara sokaklara girdikçe insanlar çoğalıyor. Sokakları geçe geçe kendimi çok geniş bir caddede buluyorum. cadde boyunca iki yanda da apartmanlar var ve giriş katlarının tamamı tek kişilik hapishane hücreleri. Kimisi boş kimisi dolu, dolu olanlarında kimisinde insanlar hayatta kimisinde değil.
O arada sokağın diğer ucundan askerlerin geldiğini görüyorum.kapısı açık olan hücrelerden birinde ölü biri gözüme çarpıyor, kıyafeti gayet yerel, onu soyup onun kıyafetlerini giyiyor ve etrafta tek tük gezen yerlilerin arasına karışıyorum.(bu noktada hücrenin içine tamamen girmemeye çalışıyorum, tamamen girersem herşey bitecekmiş gibi düşünüyorum, bu ne anlamda bilmiyorum)
Sokak boyunca kafamı hiç kaldırmadan yürüyorum. daha normal görünümlü bir sokağa geliyorum burası artık daha kalabalık, bir meydan gibi bir noktada toplanıyor insanlar. Derken arkamdan birinin bana yaklaştığını farkediyorum. Dönüp baktığımda siyah kırmızı ve pembe renklerden peçeli bir kadın var, yaklaşınca farkediyorum ki, uçaktaki kız.
Sarılıyoruz, baya şaşkın o da. İkimizde ne yapacağımızı bilmezken tanıdık biri görmek çok güzel bir duygu ve aitlik hissi. O da bu şehre yürüyerek gelmiş. Neyse biz etrafta Türkiye'den gelen başka kimse var mı diye bakınıyoruz ama dikkat çekmemeye çalışırken bu çok zor. O sırada Türkçe bir ses duyuyorum. "Elçilik bu tarafa görevliler gönderecekmmiş, hayatta kalanları aldırmak için" Haber sevindirici ama nereye gönderecek nasıl toplanacağız bunlar havada kalmış. Biz onları düşünürken, meydanın girişinden bir kamyonet geliyor asker dolu, ve kamyonet kasasının en önünde duran adamı tanıyorum: Trendeki diğer adam. (bu noktadan sonra tüm konuşmalar türkçeye dönmüştü) Asker, bir arkadaşının öldürüldüğünü ve sorumlunun düşen uçaktan kurtulanlardan biri olduğu ve şu an o kişinin burada olduğuna inandıklarını söylüyor. ve orada bulunan herkesi inceleyeceklerini söylüyorlar. Ben kıza, gitmem gerektiğini eğer benle yakalanırsa onu da öldüreceklerini söylüyorum. O da bana "beni tek yabancı olarak bulsalar beni naparlar sanıyorsunki ben de geliyorum" diyor. Ve meydandan kaçmaya karar veriyoruz.
Rüyanın burdan sonrası biraz acaip, tam bu noktaya arka arkaya 3 kere olaylar başa sarıyor. ve her birinde farklı davranıyorum. Birinde merkezden kaçıp elçiliğe ulaşıyoruz ve kurtuluyoruz... Birinde elçiliğe gittiğimizde orasıda işgal edilmiş ve oradaki askerlerden biri yanımızdaki tüm eşyaları alıp bizi şehre geri gönderiyor... Birinde de meydandan kaçarken yakalanıp vuruluyoruz.
Özetle son zamanlarda gördüğüm en iyi rüyaydı, Uyanıpta Ankara'da kendi yatağımda olduğumu anladığımda bildiğin üzüldüm :D
12 Mayıs 2012
Öyle olmasaydı
Bir insanı kırdım bugün, 2 buçuk haftadır tanıdığım, ve kırmayı hiç istemediğim bir insanı.
Ama kendimi suçlu hissetmiyorum, ne bir yalan, ne de bir kötü niyetli hareketim oldu.
Sadece durumun gidişatı o insanı kırdı.
Üzgünüm ama yapabileceğim başka bir şey yok.
Bahar gelmiş
Şenlikler başlamış, insanlar gitmiş eğlenmiş falan.
1-2 sene önce olsa şenliklerden haftalar önce planlar yapar hepsine giderdim.
Hayır yaşlanmadım da öyle de hissetmiyorum. Ama eksiğim.
01 Mayıs 2012
Mesela
Bazı olmayacak şeyleri kabullendim ama bu onları artık istemediğim veya daha az istediğim anlamına gelmiyor.
Örneğin kendi başıma uçamayacağımı da yıllar önce kabullenmiştim ama hala istiyorum
18 Nisan 2012
Soktuğumun alerjisi
Bahar ayı sebebiyle o kadar çok burnum akıyor ki, artık en büyük korkum hapşırık krizleri veya burnumun çok akmasına bağlı, salya sümüğe bulanmış bebeler gibi görünmek değil; dehidrasyon.
Yani içtiğim her şey bir şekilde solunum sistemime gidiyor ki o kadar çok şey çıkabilsin di mi?
Var mıdır acaba tarihte burun akıntısına bağlı aşırı su kaybından yaşamını yitiren biri?
13 Nisan 2012
Yine bir acayip rüya
Rüyamda insanları önce vampire, 2 gün sonrasında bir vampir assassin'e dönüştüren; 3 gün sonra da öldüren bir virüs vardı. Vampir assassinler tamamen kontrollerini kaybemiş vahşi vampirler gibiydiler ve ulaşabildikleri her insanı öldürmeye çalışıyorlardı ama zaten 4. güne gelemeden ölüyorlar ve sarı-kahverengi böceklere dönüşüyorlardı.
Terkedilmiş bir evde yaşayan bir grup araştırmacı da bu virüsün bulaştığı insanları kaçırıyordu diğer insanların böyle bir şey den haberi olmasın diye.
Bende güneşin yeşil olduğu(niye öyle bir şey oluyorsa) günlerde çok dışarıda kaldığım için hastalığa yakalanıyordum. Bu adamlar beni yakalayıp kaçırıyorlardı ve bir şey enjekte ediyorlardı. Bu sayede virüsün yayılımı yavaşlıyordu ve benden belediyeye ait bir takım bilgileri çalmamı ve bu bilgiler sayesinde bu virüsün durdurulabileceği anlatılıyordu.
Çalacağım belgeler bir harici diskteymiş. Ben belediye binasına girip buluyordum onu. Ama biri önceden ona ateş etmişti parçalanmış haldeydi.
Parçaları alıp çıktım belediye binasından...
Rüyayla ilgili hatırladığım ek detaylar; Dışarıdaki tüm elektrik ve ışık direklerinde kafesler vardı ve içlerinde değişik değişik kuşlar vardı. Hiç serbest uçan kuş yoktu. Ayrıca tüm binalar müstakil ev gibiydi.
Sonra uyandım.
Yorum bile yapamayacağım. Bu ne lan!?
11 Nisan 2012
Açlık Oyunları
Açlık Oyunları güzel bir seri idi. 2 haftada okumuştum 3 kitabı da.
Ama filmine gidemedim.
Gidecek insanlar vardı tabi, vakitte vardı, kaldı ki hala var vakit.
Ama gidemem.
Kitabı öğrenmem, okumam, ilgi duymam falan benim edebiyata olan ilgimden değildi.
Belirli bir insana olan ilgimden idi.
Kitabı okurken Katniss'i hep öyle hayal ettim.
Kendimi de oradaki fırıncı çocuk gibi görüyordum.
Onun şansını yaşamak istedim.
Onun gibi ölümle yüzyüze gelsem de, zorluklar çeksem de, hayal edebileceğim en güzel şeyleri bir şekilde yaşayabileceğimi düşünüyordum.
Ama ben ne fırıncı çocuk kadar ölümle yüzyüze geldim, ne o kadar zorluk çektim.
Keşke o kadar zorluk çekseydim de sonu onunki gibi olsaydı.
Keşke şimdi odamda güven içinde oturacağıma ölümüne savaşacak bir sebebim olsaydıda, hikayemin sonu onunki gibi olsaydı.
Ama kendime ne kadar savaş yaratsam da, hayatta kalsam da sonum öyle olmayacak.
Ancak kendim bileceğim "Gerçek mi; Değil mi?" sorusunun cevabının "gerçek" olmasının anlamını, acısını.
Ama filmine gidemedim.
Gidecek insanlar vardı tabi, vakitte vardı, kaldı ki hala var vakit.
Ama gidemem.
Kitabı öğrenmem, okumam, ilgi duymam falan benim edebiyata olan ilgimden değildi.
Belirli bir insana olan ilgimden idi.
Kitabı okurken Katniss'i hep öyle hayal ettim.
Kendimi de oradaki fırıncı çocuk gibi görüyordum.
Onun şansını yaşamak istedim.
Onun gibi ölümle yüzyüze gelsem de, zorluklar çeksem de, hayal edebileceğim en güzel şeyleri bir şekilde yaşayabileceğimi düşünüyordum.
Ama ben ne fırıncı çocuk kadar ölümle yüzyüze geldim, ne o kadar zorluk çektim.
Keşke o kadar zorluk çekseydim de sonu onunki gibi olsaydı.
Keşke şimdi odamda güven içinde oturacağıma ölümüne savaşacak bir sebebim olsaydıda, hikayemin sonu onunki gibi olsaydı.
Ama kendime ne kadar savaş yaratsam da, hayatta kalsam da sonum öyle olmayacak.
Ancak kendim bileceğim "Gerçek mi; Değil mi?" sorusunun cevabının "gerçek" olmasının anlamını, acısını.
08 Nisan 2012
Nisan gelmiş haberim yok
Foto eğitim videoları yapmaya başladım,
Daha sonra dallanıp budaklanacaklar. Foto temelli olmaktan çıkıp baya bir geniş kitleye hitap edecekler.
Buradan da paylaşacaktım videoları ama üşeniyorum. Zaten yakından takip eden biliyordur, yada zaten kimse de durup dururken merak etmez sanıyorum.
Hem yutupta hem tivitırda hem feysbukta bir çok kişi takip etmeye başladı ilk bölümün ardından.
Ama henüz asıl amacına ulaşmadı videolar.
Hala tamamen bir şeye konsantre olabilir durumda değilim. Hala yatınca 45 gün öncesinin kabuslarını görüyorum. Ya da daha kötüsü 45 gün önceki şeyler olmamış, her şey ütopik bir ortamdaymış gibi rüyalar görüp, sonra uyandığımda kabus yaşar gibi oluyorum.
Daha sonra dallanıp budaklanacaklar. Foto temelli olmaktan çıkıp baya bir geniş kitleye hitap edecekler.
Buradan da paylaşacaktım videoları ama üşeniyorum. Zaten yakından takip eden biliyordur, yada zaten kimse de durup dururken merak etmez sanıyorum.
Hem yutupta hem tivitırda hem feysbukta bir çok kişi takip etmeye başladı ilk bölümün ardından.
Ama henüz asıl amacına ulaşmadı videolar.
Hala tamamen bir şeye konsantre olabilir durumda değilim. Hala yatınca 45 gün öncesinin kabuslarını görüyorum. Ya da daha kötüsü 45 gün önceki şeyler olmamış, her şey ütopik bir ortamdaymış gibi rüyalar görüp, sonra uyandığımda kabus yaşar gibi oluyorum.
19 Mart 2012
Alarm
Sabah ttnetten arayıp kampanyalarından bahsetmek için beni uyandıran müşteri servisi!
İsmine feysbuktan baktım, orda kek gibi cep numaranı da paylaşmışsın,
Bende seni gece arayıp uyandırmazsam!
İsmine feysbuktan baktım, orda kek gibi cep numaranı da paylaşmışsın,
Bende seni gece arayıp uyandırmazsam!
09 Mart 2012
343
07 Mart 2012
Civil Wars
Civil Wars Türkiye'ye konsere geliyormuş,
1 ay önce ne kadar sevinir, o konsere gitmek ile alakalı ne hayaller kurardım.
Belki çok uzun bir ikna etme süreci yaşardım, belki bir sürpriz gibi yapardım; Ama ikinci kez günleri karıştırmazdım.
Şimdi değil Ankara'ya; Dikmene kapımın önüne gelseler izlemeye gidemem. Niye gideyim ki ne yapayım bir başıma.
Konserler kendi içeriğiyle gruplarla değil, oraya gittiğin insanlarla anlamlı ve çekilir olurlar bana göre.
Civil Wars'un şarkılarını seviyorsam ne olacak ki, gece yatağıma yatıp, mp3 ümden dinlerken hayal kurmak, gerçekte istediğime en yakını.
1 ay önce ne kadar sevinir, o konsere gitmek ile alakalı ne hayaller kurardım.
Belki çok uzun bir ikna etme süreci yaşardım, belki bir sürpriz gibi yapardım; Ama ikinci kez günleri karıştırmazdım.
Şimdi değil Ankara'ya; Dikmene kapımın önüne gelseler izlemeye gidemem. Niye gideyim ki ne yapayım bir başıma.
Konserler kendi içeriğiyle gruplarla değil, oraya gittiğin insanlarla anlamlı ve çekilir olurlar bana göre.
Civil Wars'un şarkılarını seviyorsam ne olacak ki, gece yatağıma yatıp, mp3 ümden dinlerken hayal kurmak, gerçekte istediğime en yakını.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
2024
Lan hayat güzel, eforsuz, mutlu olabiliyormuş. 2023 yılı biterken bunu hatırladım son iki aydır. Hep çekindiğim, korktuğum şeylere, bir kapı...
-
Demin bir kısmı Ankarada çekilmiş bir filmin fragmanını izledim, Aha bu Eğer fragmanı izlediyseniz söyleyin bana; Bu şimdi "Amélie...
-
Geçen kuzen kalmaya geldiğinde çektik bunları; Koydum feysbuka, 5 dakika sonra yengemden mesaj geldi. Neymiş efendim, kendi oğlu katil değil...
