Bugün saat 16.00 civarıydı uyandım, yani ben evde kahvaltımı ederken güneş battı..
Şu an saat 05.20 falan, güneş doğmadan, bir saate falan yatarım sanıyorum..
Derimin renginde bir beyazlaşma, köpek dişlerimde bir uzama, yiyip içmeden kesilip sadece kan arzulama durumum olsa çok şık olcak, ama öyle değil malesef, benim yaptığım sadece saçma bir uyku düzeniyle yaşamak sanıyorum =)
27 Ocak 2009
26 Ocak 2009
2-2
Dün bilgisayarımın kasasını komple upgrade ettim, mecburdum artık, 2 senedir oyun oynayamıyordum, dahası artık dvd okurken hata vermeye başlamıştı, ikidebir kapanmasını veya yeniden başlamasını saymıyorum bile..
Crisys, cod5, fallout3, nfs undercover... derken 2 gündür evden doğru düzgün çıkmadığımı farkettim.
Evde bütün gün bilgisayar oynayan tipler genelde olmak istemediğim tarzda insanlardır, helede hava güzelken bunu yapıyosa. Ama ben 2 gündür o moddaydım..
Hmmm düşünmek lazım bende mi o insanlardan oldum şimdi... Ama 2 senedir yapamadığım bişey, bunun karşılığı 2 gündür...
Evet bilgisayar evde durur, ama ben durmam. Ödeşmiş durumdayız, 2-2..
Crisys, cod5, fallout3, nfs undercover... derken 2 gündür evden doğru düzgün çıkmadığımı farkettim.
Evde bütün gün bilgisayar oynayan tipler genelde olmak istemediğim tarzda insanlardır, helede hava güzelken bunu yapıyosa. Ama ben 2 gündür o moddaydım..
Hmmm düşünmek lazım bende mi o insanlardan oldum şimdi... Ama 2 senedir yapamadığım bişey, bunun karşılığı 2 gündür...
Evet bilgisayar evde durur, ama ben durmam. Ödeşmiş durumdayız, 2-2..
23 Ocak 2009
İnanç =)
Dübüratif: Sen napıyon?
Karşı: Napam yaw ben tatil moduna girdim iice.
Dübüratif: Ben inanmıyorum tatile... Ama bir güç var.
Karşı: Bence olabilirde olmayabilirde, ben sorgulamıyorum, anı yaşamak lazım :P
Dübüratif: lan an kalmadıki aq, yarın sınav var hiç çalışmadım, öküz gibi uyudum, şimdi geri uyuycam
Karşı: :D
Karşı: Napam yaw ben tatil moduna girdim iice.
Dübüratif: Ben inanmıyorum tatile... Ama bir güç var.
Karşı: Bence olabilirde olmayabilirde, ben sorgulamıyorum, anı yaşamak lazım :P
Dübüratif: lan an kalmadıki aq, yarın sınav var hiç çalışmadım, öküz gibi uyudum, şimdi geri uyuycam
Karşı: :D
Allah Belamı Versin...
Evet evet şu an hakettim bunu =)
Arka arkaya iki yazı yazdım, biri iradesizliğimi, biri üşengeçliğimi yansıtıyo..
Evet evet belamı bulmalıyım ben kesinlikle...
=)
Arka arkaya iki yazı yazdım, biri iradesizliğimi, biri üşengeçliğimi yansıtıyo..
Evet evet belamı bulmalıyım ben kesinlikle...
=)
Yes Phone
Evet yalan oldu kısa film =)
Uğraşılıcak iş değil. Senaryosu, kurgusu, dekoru, ışık kullanımı, çekim açıları, tüm düzenleme efekt ve müzikleri düşünülmüş, stop motion film projesi var elimde, isteyene satarım =)
Uğraşılıcak iş değil. Senaryosu, kurgusu, dekoru, ışık kullanımı, çekim açıları, tüm düzenleme efekt ve müzikleri düşünülmüş, stop motion film projesi var elimde, isteyene satarım =)
süpriz...
Dün akşam buz dolabına bir baktım 2 tane bira. Annem 2 gün önce almış, hiç farketmemişim, bende içeyim bari dedim, içtim...
=)
=)
21 Ocak 2009
Dolaptaki 2 Miller
Evet, buzdolabında 2 kutu miller var ama içmiycem onları, sonsuza kadar duracaklar nihahahaha... (Aslında hedefim bir ay)
Bu bir irade testi, gerekirse çıkar alırım kendime bira, ama o millerlar içilmiycek, ne ben, ne bi başkası...
Hatta bokunu çıkartıp 1 ay sonra onlarla duş alcam. Sıcacık suyla yıkanırken buz gibi biraları dökcem üstüme, cildimede iyi gelcekler, evet, olcak öyle, hı hı...
Bu bir irade testi, gerekirse çıkar alırım kendime bira, ama o millerlar içilmiycek, ne ben, ne bi başkası...
Hatta bokunu çıkartıp 1 ay sonra onlarla duş alcam. Sıcacık suyla yıkanırken buz gibi biraları dökcem üstüme, cildimede iyi gelcekler, evet, olcak öyle, hı hı...
20 Ocak 2009
Yazık Kıça
Bilgisayar, internet, sanal oyunlar...
Hepsi insanları daha da tembelleştirip sıkıcı hale getiriyor.
Bu aralar iyice eskimesinden dolayı bilgisayarımda hiç bir şeyi doğdu dürüst yapamamama rağmen, günün büyük çoğunluğunu karşısında geçiriyorum. Dahası, doğrdu düzgün bir bilgisayar alıp, bende o saydığım şeylerin daha iyi bir parçası olmak istiyorum.
Niye? Daha mı sıkıcı olmak istiyorum? Çok mu muhteşemim de biraz kötüleşmem lazım?
Tamam belki öyle olabilirim ama sorun bu değil :D
Ben bu bilgisayar upgrade ini minimum düzeyde tutumak konusunda ikna ettim kendimi,
Sonuç olarak daha az kıç üstünde oturup; Daha çok başka şeyler yapmak lazım, kıça da yazık bi yerde...
Hepsi insanları daha da tembelleştirip sıkıcı hale getiriyor.
Bu aralar iyice eskimesinden dolayı bilgisayarımda hiç bir şeyi doğdu dürüst yapamamama rağmen, günün büyük çoğunluğunu karşısında geçiriyorum. Dahası, doğrdu düzgün bir bilgisayar alıp, bende o saydığım şeylerin daha iyi bir parçası olmak istiyorum.
Niye? Daha mı sıkıcı olmak istiyorum? Çok mu muhteşemim de biraz kötüleşmem lazım?
Tamam belki öyle olabilirim ama sorun bu değil :D
Ben bu bilgisayar upgrade ini minimum düzeyde tutumak konusunda ikna ettim kendimi,
Sonuç olarak daha az kıç üstünde oturup; Daha çok başka şeyler yapmak lazım, kıça da yazık bi yerde...
17 Ocak 2009
What a day...
Dün sabah kalktım bütün dönem boyunca yapmam gereken projeyi yaptım. Öğleden sonra sınava gittim. Giderken kafamdan, ”herşeyi çok düşünüyorum, daha çok harekette bulunmalıyım” diye geçirdim.
Yine çalışmadan girdim sınava ve yine bir şekilde hallettim sanıyorum. Neyse ilginç kısımlar bundan sonra başlıyor. Sınavdan çıktığımızda üst sınıflardan bir arkadaşın son sınavıydı bu ve dolayısıyla bir veda ortamı vardı. Giden kişi herkesle vedalaşınca hepimiz bir tuhaf olduk, sanki biz mezun olup gidiyoruz gibi bir hava oluşmuştu.. Bu tuhaflığı üstümüzden atabilmek için Okay ve Serkan ile tunalıda biraz takıldık bir şeyler yiyip içtik. Sonra ben eve dönerken bir kırmızı şarap alayım dedim, kuruyemişçiye gidip 20 ytl civarında bir şarap sordum o da bana bir tane önerdi tmm dedim, aldım. Sonra kuruyemişçiden çıktığımda adamın bana 20 ytl fazla para üstü verdiğini fark ettim, girdim içeri adama verdim 20 lira dedim böle böle diye, adamın öyle bi bakışı vardıki bir an için bana sarılcak sandım :P
Neyse eve geldim şarabın tadını çıkarma hevesiyle, bilgisayarımı açtım, msne girer girmez orta okul arkadaşım Esra bana bir link gönderdi. Açtım baktım, ilk başta tam ne olduğunu anlamadım, ne olduğunu anlayınca da bir tuhaf oldum, Orta okulda bizle aynı sınıfta olan Ümit adlı bi arkadaşım askerdeyken kan kanserine yenik düşüp,ölmüş…
Adam benimle yaşıt lan, hastalığa yakalanmış, askere gitmiş, kim bilir başka ne zorluklar çekmiş, sonrada noktayı koyup gitmiş..
Ne biçim iş lan, Sürekli etrafta bu yaşlarda insanlar ölüyor tabî ki, daha kötü durumlar daha feci kayıplarda oluyor muhakkak, ama insanın kendi çevresinden biri olunca, daha bir düşünüyor insan..
Saat 11e falan geliyordu, ben evdeki iki biramı bitirmiş, şarap şişesinin dibini görmüş ve acıkmaya başladığımın farkına varmaya başlamıştım..
Harun’a yürüyerek kızılaya gidip, kokoreç yemeyi önerdim, o da tamam diyip bize geldi. Giderken birer bira aldık, O yağmurda kızılaya kadar yürümek ne kadar akıl karı düşünülür(bunun delice olduğunu düşünenler yazının devamını okumasın:))
Neyse ıslana ıslana kızılaya geldik, kokoreçlerimizi almak üzere sakaryada ki profesör kokoreçe gidiyorduk ki, bypass’ın halen açık olduğunu gördük, e o durumda orda da bir iki bira içmeden gitmek olmazdı, içerisi rock bar dan çok clup havasındaydı, ortalıkta kendinden geçmiş şekilde dans eden bi ton insan ve kafa s.kci yükseklikte müzik vardı. Neyse orda da 2 kez depolarımızı 70 lik birayla doldurup boşalttıktan sonra. Kokoreçlerimizi yedik ve dönüş yürüyüşüne başladık, saat 2-3 civarıydı ve o sırada aklımıza harika bir fikir geldi; kendimizi bi sürü midye alıp yemeliydik (delüü) neyseki bi midyeci bulduk ve 40 tane midye aldık ve dönüş yürüyüşüne başladık, yürüyüşümüz boyunca bir çok yerde tanrının bize bahşettiği biraları doğaya geri vermek zorunda kaldık, ve bu noktada söylemeliyim ki, karanfil sokaktaki merdivenler, yüksel caddesi üzeri, ve hatta kuğulu parkın havuzu (ve buradan hatırlayamadığım bir çok nokta) artık sandığınız kadar temiz ve hijyenik değil…
Dönüş sırasında birkaç yerde daha hasara yol açtık, ben şahsen vadi tarafındaki duvarın üst kısımlarını süsleyen taşları koparıp fırlattığımı hatırlıyorum, bayağı ağır ve sağlam şeylerdi, güneşin ilk ışıklarıyla insanlar eksikliği fark edecektir sanıyorum =)
Ama çevreden daha çok zarar verdiğimiz bir şey varsa o da kendimizdik; Harunun kazayla bir su birikintisine basması yerini her gördüğümüz suya atladığımız bir oyuna bıraktı. İğren bir şekilde her gördüğümüz su birikintisinin içine atlamaya başladık, Hatta bir ara vadideki çimlik alanda ıslak çimlere yatıp melek figürü yaptım, sonrasında daha da abartıp ıslak çimlerde o soğukta attığımız taklalarda kafalardaki “delimi bunlar?” sorusunu canlı tutmaya yetecektir sanıyorum..
Gördüğümüz her suya atlamamız, pantolonlarımızın tamamen ıslanmasına yol açtı, ki benim altımda beli lastikli bir eşofman vardı ve suyun ağırlığıyla habire düşmeye başladı. Ben bir ara saçmalayıp eşofmanım inik halde koştuğumu, o şekilde su birikintilerine atladığımı ve en sonunda o şekilde yere oturduğumu hatırlıyorum…
Eve 6 da gelip üstümdekilerin hepsinin sırılsıklam olduğunu görünce şaşırmadım tabi, ama öğlen uyandığımda her tarafımın ağrıması ve oramda buramda yara bereleri görünce şaşırdım :P Ama burada yazdığım veya yazmadığım yaptığımız onca salakça iğrenç ve saçma şeyler harbiden çok iyi geldi, böyle şeyler yapmak lazım, az düşün çok yap... :P
Yine çalışmadan girdim sınava ve yine bir şekilde hallettim sanıyorum. Neyse ilginç kısımlar bundan sonra başlıyor. Sınavdan çıktığımızda üst sınıflardan bir arkadaşın son sınavıydı bu ve dolayısıyla bir veda ortamı vardı. Giden kişi herkesle vedalaşınca hepimiz bir tuhaf olduk, sanki biz mezun olup gidiyoruz gibi bir hava oluşmuştu.. Bu tuhaflığı üstümüzden atabilmek için Okay ve Serkan ile tunalıda biraz takıldık bir şeyler yiyip içtik. Sonra ben eve dönerken bir kırmızı şarap alayım dedim, kuruyemişçiye gidip 20 ytl civarında bir şarap sordum o da bana bir tane önerdi tmm dedim, aldım. Sonra kuruyemişçiden çıktığımda adamın bana 20 ytl fazla para üstü verdiğini fark ettim, girdim içeri adama verdim 20 lira dedim böle böle diye, adamın öyle bi bakışı vardıki bir an için bana sarılcak sandım :P
Neyse eve geldim şarabın tadını çıkarma hevesiyle, bilgisayarımı açtım, msne girer girmez orta okul arkadaşım Esra bana bir link gönderdi. Açtım baktım, ilk başta tam ne olduğunu anlamadım, ne olduğunu anlayınca da bir tuhaf oldum, Orta okulda bizle aynı sınıfta olan Ümit adlı bi arkadaşım askerdeyken kan kanserine yenik düşüp,ölmüş…
Adam benimle yaşıt lan, hastalığa yakalanmış, askere gitmiş, kim bilir başka ne zorluklar çekmiş, sonrada noktayı koyup gitmiş..
Ne biçim iş lan, Sürekli etrafta bu yaşlarda insanlar ölüyor tabî ki, daha kötü durumlar daha feci kayıplarda oluyor muhakkak, ama insanın kendi çevresinden biri olunca, daha bir düşünüyor insan..
Saat 11e falan geliyordu, ben evdeki iki biramı bitirmiş, şarap şişesinin dibini görmüş ve acıkmaya başladığımın farkına varmaya başlamıştım..
Harun’a yürüyerek kızılaya gidip, kokoreç yemeyi önerdim, o da tamam diyip bize geldi. Giderken birer bira aldık, O yağmurda kızılaya kadar yürümek ne kadar akıl karı düşünülür(bunun delice olduğunu düşünenler yazının devamını okumasın:))
Neyse ıslana ıslana kızılaya geldik, kokoreçlerimizi almak üzere sakaryada ki profesör kokoreçe gidiyorduk ki, bypass’ın halen açık olduğunu gördük, e o durumda orda da bir iki bira içmeden gitmek olmazdı, içerisi rock bar dan çok clup havasındaydı, ortalıkta kendinden geçmiş şekilde dans eden bi ton insan ve kafa s.kci yükseklikte müzik vardı. Neyse orda da 2 kez depolarımızı 70 lik birayla doldurup boşalttıktan sonra. Kokoreçlerimizi yedik ve dönüş yürüyüşüne başladık, saat 2-3 civarıydı ve o sırada aklımıza harika bir fikir geldi; kendimizi bi sürü midye alıp yemeliydik (delüü) neyseki bi midyeci bulduk ve 40 tane midye aldık ve dönüş yürüyüşüne başladık, yürüyüşümüz boyunca bir çok yerde tanrının bize bahşettiği biraları doğaya geri vermek zorunda kaldık, ve bu noktada söylemeliyim ki, karanfil sokaktaki merdivenler, yüksel caddesi üzeri, ve hatta kuğulu parkın havuzu (ve buradan hatırlayamadığım bir çok nokta) artık sandığınız kadar temiz ve hijyenik değil…
Dönüş sırasında birkaç yerde daha hasara yol açtık, ben şahsen vadi tarafındaki duvarın üst kısımlarını süsleyen taşları koparıp fırlattığımı hatırlıyorum, bayağı ağır ve sağlam şeylerdi, güneşin ilk ışıklarıyla insanlar eksikliği fark edecektir sanıyorum =)
Ama çevreden daha çok zarar verdiğimiz bir şey varsa o da kendimizdik; Harunun kazayla bir su birikintisine basması yerini her gördüğümüz suya atladığımız bir oyuna bıraktı. İğren bir şekilde her gördüğümüz su birikintisinin içine atlamaya başladık, Hatta bir ara vadideki çimlik alanda ıslak çimlere yatıp melek figürü yaptım, sonrasında daha da abartıp ıslak çimlerde o soğukta attığımız taklalarda kafalardaki “delimi bunlar?” sorusunu canlı tutmaya yetecektir sanıyorum..
Gördüğümüz her suya atlamamız, pantolonlarımızın tamamen ıslanmasına yol açtı, ki benim altımda beli lastikli bir eşofman vardı ve suyun ağırlığıyla habire düşmeye başladı. Ben bir ara saçmalayıp eşofmanım inik halde koştuğumu, o şekilde su birikintilerine atladığımı ve en sonunda o şekilde yere oturduğumu hatırlıyorum…
Eve 6 da gelip üstümdekilerin hepsinin sırılsıklam olduğunu görünce şaşırmadım tabi, ama öğlen uyandığımda her tarafımın ağrıması ve oramda buramda yara bereleri görünce şaşırdım :P Ama burada yazdığım veya yazmadığım yaptığımız onca salakça iğrenç ve saçma şeyler harbiden çok iyi geldi, böyle şeyler yapmak lazım, az düşün çok yap... :P
14 Ocak 2009
Four letter words
“But to me, coming from you, friend is a four letter word..” diyor ya şarkıda. Ama şimdi bu “four letter word” dediğimiz şey çok geniş anlamlı oluyor ki, bkz: (Cock, suck, dick, fuck, fart, nerd, turd, bird, joke, cake, fish, dish, toil, foil, fear, fate, date, crab, trap, Hate…) uzar gide bu liste.
Bir adam, bir kız kendisine arkadaş diyince hangisini duyabilir ki? Adamı da incelemek lazım burada. Ama sanıyorum normal bir adam yukarıdakilerden bir şeyi seçerdi.
Buradan çıkan sonuç ne?
Ben normal değilmişim demek ki :P
Bir adam, bir kız kendisine arkadaş diyince hangisini duyabilir ki? Adamı da incelemek lazım burada. Ama sanıyorum normal bir adam yukarıdakilerden bir şeyi seçerdi.
Buradan çıkan sonuç ne?
Ben normal değilmişim demek ki :P
13 Ocak 2009
Ama nerde benim heycanım ?
Olmaz ki böyle!!
Nerde benim içimdeki heves, o gaza gelmiş modda süren döngü?
Sanırım kısa vadeli bi amacım yok şu anda ondan böyleyim..
E götümden amaç da uyduramıyorumki napcaz şimcik?
Yok, şu sınav geçsin, yok finaller bitsin, yok tatil olsun, erteliyip duruyorum herşeyi..
Göya kısa film yapıp yayınlıycam 23'ün de, daha bi halt yapmadım. Bide artis artis afiş hazırladım, millete ip ucu vermiyorum, kendim yapcam falan diye havalara girdim, bu iş bi tarafımda patlarsa feci rezi olcam =)
Şu finallerden bıkmış öğrenci modunu kurgulayıp çekecektim o da yalan oldu, ama bir el atmam lazım o işe yoksa kendimi iyi hissetmiycem...
Ya böyle yazmıcam diyorum yine yazıyorum.. Neyse ben şu fotoğraf işine bi bakayım... Olmazsa daha ezik bir şekilde geri gelirim zaten :P
Ekleme:
http://farm4.static.flickr.com/3464/3192945338_f920428112_o.jpg
=)
Nerde benim içimdeki heves, o gaza gelmiş modda süren döngü?
Sanırım kısa vadeli bi amacım yok şu anda ondan böyleyim..
E götümden amaç da uyduramıyorumki napcaz şimcik?
Yok, şu sınav geçsin, yok finaller bitsin, yok tatil olsun, erteliyip duruyorum herşeyi..
Göya kısa film yapıp yayınlıycam 23'ün de, daha bi halt yapmadım. Bide artis artis afiş hazırladım, millete ip ucu vermiyorum, kendim yapcam falan diye havalara girdim, bu iş bi tarafımda patlarsa feci rezi olcam =)
Şu finallerden bıkmış öğrenci modunu kurgulayıp çekecektim o da yalan oldu, ama bir el atmam lazım o işe yoksa kendimi iyi hissetmiycem...
Ya böyle yazmıcam diyorum yine yazıyorum.. Neyse ben şu fotoğraf işine bi bakayım... Olmazsa daha ezik bir şekilde geri gelirim zaten :P
Ekleme:
http://farm4.static.flickr.com/3464/3192945338_f920428112_o.jpg
=)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
2024
Lan hayat güzel, eforsuz, mutlu olabiliyormuş. 2023 yılı biterken bunu hatırladım son iki aydır. Hep çekindiğim, korktuğum şeylere, bir kapı...