Sevgili Behati Prinsloo,
Öncelikle seni tebrik etmek istiyorum. 21 Yıllık yaşamın boyunca bu onura erişmek için çabaladığının farkındayım. Ve evet sonunda çalışmaların meyvelerini verdi! Tüm o catwalk, tüm o fotoğraf çekimleri ve büyük olasılıkla yaptığın tüm o spor ve egzersizler sayesinde az önce "Kutay'ın evlenme olasılığı olan makul miktardaki hatun" listesine girmiş bulunuyorsun. Başarın için seni tebrik eder; Formunun ve yüzünün bozulmamasını dilerim.
Saygılar, Kutay.
30 Kasım 2010
22 Kasım 2010
I-doser
Madem bu aralar yine uçuk kaçık rüyalar görüyorum o halde iyice abartayım dedim.
2-3 sene önce duyduğum ama olurmu öyle şey yaw dediğim i-doser denen şeyi deneyeceğim bakalım 1-2 gün etkisi olursa yazarım.
2-3 sene önce duyduğum ama olurmu öyle şey yaw dediğim i-doser denen şeyi deneyeceğim bakalım 1-2 gün etkisi olursa yazarım.
21 Kasım 2010
Ay si det pipıl
Feysbukumdan 20 ila 30 arası kişinin kim olduğuna dair hiç bi fikrim yok. İşin acaip kısmı bu insanlarla 20-30 ortak arkadaşım var, hani bir baktımda bunlarda aynı insanlar. Bence bu 20-30 kişi feysbukta ölüp ruhu hapsolmuş kayıp insanlar. Ölü olduklarının farkında değiller. Tamam bir şekilde hepsi fotoğrafçı ama O kadar alakasız yerlerdenki onların birbirlerini tanıdıklarındanda şüpeliyim. sanırım oraya hapsolmaları daha ilginç ve samimi bir gerçek. Evet öyle kabul edeceğim.. Ama sildim tabi, hoşlanmam ölülerden ıyy öğk. Kötü kokuyorlar... :P
Schumacher.. Smirnoff.. Bi Siktirgit...
Dün rüyamda Michael Schumacher ile motorsporlarını tartışıyorduk. Arkadaşlığımızın temelide meğerse o önceden bizim bölümden ders alıyormuş. Rallylerden falan bahsedioduk. Sona ben şarap almaya gidiodum, diyodum ki kuruyemişciye "bana en iyi şarabını ver, çok önemli biriyle görüşcem" o da diyordu ki "elimde iyi kırmızı şarap yok, ama smirnoff un 25 yıl bekletilmiş beyaz şarabı var onu al diodu" Benden ondan alıyordum. Sonra Schumacher bana yazın otellerde fotoğrafçılık yapmamı öneriyordu. Aracı olacaktı bir iki otele falan.
Uyandığımda "otellere başvurmalıyım, portfolyo göndermeliyim, schumacher ayarlayacak.." falan diye salak bi haldeydim. Sonra yavaştan aklım başıma geldi, "ne oteli la!" dedim. Sonra bilgisayarı açtım smirnoff şarap üretmişmi hiç diye baktım; Üretmemiş.
O değilde ne alaka amına koyim :D Schumacher bana kariyer danışmanlığı yapıyor, işin acayipi koca yarış efsanesi herif "Başkent Turizm ve Otelcilik"ten ders alıyor falan.
Schumacher, smirnoff, ikiside benzer harfler taşıyorda ne alaka girdiler rüyama anlamadım. Nedir yani alkollü araç kullanılmamalı mı? Bu mudur ders, Bu ibretlik bir rüyamıdır? Smirnoff şarap üretiminemi geçmeli? Yoksa zaten gizliden gizliye üretip kendileri mi içiyor... Off kafam çok karışık :((
Uyandığımda "otellere başvurmalıyım, portfolyo göndermeliyim, schumacher ayarlayacak.." falan diye salak bi haldeydim. Sonra yavaştan aklım başıma geldi, "ne oteli la!" dedim. Sonra bilgisayarı açtım smirnoff şarap üretmişmi hiç diye baktım; Üretmemiş.
O değilde ne alaka amına koyim :D Schumacher bana kariyer danışmanlığı yapıyor, işin acayipi koca yarış efsanesi herif "Başkent Turizm ve Otelcilik"ten ders alıyor falan.
Schumacher, smirnoff, ikiside benzer harfler taşıyorda ne alaka girdiler rüyama anlamadım. Nedir yani alkollü araç kullanılmamalı mı? Bu mudur ders, Bu ibretlik bir rüyamıdır? Smirnoff şarap üretiminemi geçmeli? Yoksa zaten gizliden gizliye üretip kendileri mi içiyor... Off kafam çok karışık :((
19 Kasım 2010
RIP Dobby
RIP Dobby trending olmuş tivitırda. Millet nokta koymayaınca tam bellatrixden beklenecek bir replik oluşmuş :D
18 Kasım 2010
Harry Potter
11 Yaşında okumuştum ilk Harry Potter kitabımı. Yaşım serinin başlangıcına çok yakın olduğundan fena sarmıştı o dönem. İşin tuhaf yanı sonradan daha fena sarması oldu.
Kitapları, filmleri, bilgisayar oyunları, internet forumları derken, baya bir girdim bu dünyanın içine. 1,2,3 derken bitti kitaplar. Her kitaptan aylar önce fikirler üretir, bir sonraki kitapta neler olacağını düşünür, daha çok var sona kim bilir neler olacak diye hayal kurardım. Boş kaldıkça, sıkkın olduğum dönemlerde veya acaba ne yapsam diyecek kadar boş vaktim olduğunda seriye yeniden başlar, yeniden okur yeniden izlerdim. Hani iyi günde kötü günde sığındığım bir şeydir =)
İki buçuk sene önce Harry Potter'ın son kitabı çıktığında, onu ilk olarak çevirip, Tüm fanların önüne sunan grubun bir parçası olma şansım olmuştu, o görevi hakkıyla yerine getiremesemde bir şekilde o projenin içinde olmak ve çıkan son Harry Potter kitabının bir parçası olmak çok özeldi.
Geldik 2010'a, artık bekleyecek kitap kalmadı ve dün 17.00 itibariyle geriye izleyebileceğim, bekleyebileceğim yanlızca 1 film kaldı. Bir an önce izlemek adına duyduğum heyecan mı daha fazla yoksa hiç bitmemesi için o sürecin uzamasını isteyen yanım mı bilmiyorum.
Tabi bir de Harry Potter hakkında hiç bir şey bilmeden "çocuk filmi(kitap olduğundan habersiz), klişe(aç da bir oku ondan sonra konuş)veya gelip geçici heves( dünya çapında 13 senedir? )" Diyenlerin dar görüşlülüğü ve bilgi edinmeden fikir sıçması konusuna şu parantezler dışında yorum yapmayacağım.
Bana kazandırdığı, arkadaşları, imkanları ve geçirttiği güzel zamanlar bir yana, 11 yaşında kitabı okuyup, gece yatağıma yatıp, sabah uyandığımda camımın önünde bir baykuş görmeyi hayal etmenin ne güzel bir duygu olduğunu öğrettiği için seviyorum bu seriyi.
Her ne kadar büyüyüp, kirlenip, iğrenç bir dünyada zorla savaştırılsak da, benim için dışarda bir yerlerde üstinde benim adım olan bir mektup taşıyan bir baykuş olduğunu düşünmek her zaman bana ihtiyaç duyduğum iyimserliği ve inancı sağlıyor. Sanırım o yüzden çok seviyorum bu seriyi, sadece geçmişimle alakalı olmadığı için.
Kitapları, filmleri, bilgisayar oyunları, internet forumları derken, baya bir girdim bu dünyanın içine. 1,2,3 derken bitti kitaplar. Her kitaptan aylar önce fikirler üretir, bir sonraki kitapta neler olacağını düşünür, daha çok var sona kim bilir neler olacak diye hayal kurardım. Boş kaldıkça, sıkkın olduğum dönemlerde veya acaba ne yapsam diyecek kadar boş vaktim olduğunda seriye yeniden başlar, yeniden okur yeniden izlerdim. Hani iyi günde kötü günde sığındığım bir şeydir =)
İki buçuk sene önce Harry Potter'ın son kitabı çıktığında, onu ilk olarak çevirip, Tüm fanların önüne sunan grubun bir parçası olma şansım olmuştu, o görevi hakkıyla yerine getiremesemde bir şekilde o projenin içinde olmak ve çıkan son Harry Potter kitabının bir parçası olmak çok özeldi.
Geldik 2010'a, artık bekleyecek kitap kalmadı ve dün 17.00 itibariyle geriye izleyebileceğim, bekleyebileceğim yanlızca 1 film kaldı. Bir an önce izlemek adına duyduğum heyecan mı daha fazla yoksa hiç bitmemesi için o sürecin uzamasını isteyen yanım mı bilmiyorum.
Tabi bir de Harry Potter hakkında hiç bir şey bilmeden "çocuk filmi(kitap olduğundan habersiz), klişe(aç da bir oku ondan sonra konuş)veya gelip geçici heves( dünya çapında 13 senedir? )" Diyenlerin dar görüşlülüğü ve bilgi edinmeden fikir sıçması konusuna şu parantezler dışında yorum yapmayacağım.
Bana kazandırdığı, arkadaşları, imkanları ve geçirttiği güzel zamanlar bir yana, 11 yaşında kitabı okuyup, gece yatağıma yatıp, sabah uyandığımda camımın önünde bir baykuş görmeyi hayal etmenin ne güzel bir duygu olduğunu öğrettiği için seviyorum bu seriyi.
Her ne kadar büyüyüp, kirlenip, iğrenç bir dünyada zorla savaştırılsak da, benim için dışarda bir yerlerde üstinde benim adım olan bir mektup taşıyan bir baykuş olduğunu düşünmek her zaman bana ihtiyaç duyduğum iyimserliği ve inancı sağlıyor. Sanırım o yüzden çok seviyorum bu seriyi, sadece geçmişimle alakalı olmadığı için.
08 Kasım 2010
01 Kasım 2010
How the hell i could do all that!?
2010 şubat-haziran döneminde ilahi bir güç gelmiş bana, başka bir açıklaması olamaz.
Bir yandan köle gibi çalıştığım staj, bir yandan okul, onların arasında baya bi foto çekimi, o kadar takılma etme, bide deli sikmiş gibi hergün akşam yemekten sonra 3 buçuk kilometre yürüyordum. hatta onun üstüne koştuğum oluyordu. Sonuçta fiziksel olarak yağ yakmış ve kas kütlemi geliştirmiştim. Nasıl bir irade ve disiplin örneği sergilemişim lan! O süreçte kısıtlı zamanda yaptığım ve başarılı olduğum bitirme projesi, sunum, rapor vb. diğer akademik şeyleri saymıyorum bile :P Üşenmedim hesapladım o günlere göre haftada yaklaşık 12 kat daha fazla zamanım var ve o zaman yaptığım şeylerin yarısını anca yapıyorumdur bu durumda o döneme göre 24 kat daha kötüyüm :S
Bir yandan köle gibi çalıştığım staj, bir yandan okul, onların arasında baya bi foto çekimi, o kadar takılma etme, bide deli sikmiş gibi hergün akşam yemekten sonra 3 buçuk kilometre yürüyordum. hatta onun üstüne koştuğum oluyordu. Sonuçta fiziksel olarak yağ yakmış ve kas kütlemi geliştirmiştim. Nasıl bir irade ve disiplin örneği sergilemişim lan! O süreçte kısıtlı zamanda yaptığım ve başarılı olduğum bitirme projesi, sunum, rapor vb. diğer akademik şeyleri saymıyorum bile :P Üşenmedim hesapladım o günlere göre haftada yaklaşık 12 kat daha fazla zamanım var ve o zaman yaptığım şeylerin yarısını anca yapıyorumdur bu durumda o döneme göre 24 kat daha kötüyüm :S
27 Ekim 2010
WALKMAN
Ha birde sony artık walkman adı altına ürün çıkarmayacakmış, üzücü. Kalemle kaset sarmayı öğreten alettir bir nesile.
Benim MEGA BASS lı kaset çalan süper bi walkman im vardı bugün onla gezdim :D
O MEGA BASS da ne havalı bir şeydi, bak hala büyük yazıyorum.
Benim MEGA BASS lı kaset çalan süper bi walkman im vardı bugün onla gezdim :D
O MEGA BASS da ne havalı bir şeydi, bak hala büyük yazıyorum.
Best Lesson Ever
Hayatımın en eğlenceli ingilzice dersini geçirdim,
Ek bilgi: sonunda 4. sınıf speaking dersinde herşey ingilizce gidiyor sınıfta konuşulanın %5 i falan Türkçe, hani hocadan gizli fısıldaşırken bile ingilizce kullanacaz, o derece :P
Neyse konuya geleyim;
Önce hoca ingilizce espri veya şaka yaparken kullanılacak argolar hakkında bişiler anlatırken bir sürü argo dolu cümleler kurduktan sonra başka dilde küfür etmenin ne kadar rahat olduğundan bahsetti ve zaten az kişi olduğumuzdan aradan beni şecip "f word" ü söylememi istedi, olurdu olmazdı derken "well if you insist, thennnn fuck" diyiverdim :D güldük ettik :D
Sonra presentation konumuzu tartışırken ben en bildiğim işten fotoğraftan gideyim dedim, hocada fotoğrafa ilgili çıktı, istock daki en çok kazanan türk arkadaşıymış falan biraz foto muhabbeti döndü. sona ders arasında bir arkadaş şu anda indirmekte olduğu 40 gb lık koleksiyon(!)'dan bahsediyordu. Hoca geldiğinde içerde 3 erkek kalmıştık bi şekilde anladı konuyu sonra öyle bir laf ettiki cidden fena güldük, "what are you going to do with all that!? but then if you have nothing to do, it may work for you (gülüşmeler) or no one to do with! (burada yarılıyoruz)saolasın Kaan hoca =)
Ek bilgi: sonunda 4. sınıf speaking dersinde herşey ingilizce gidiyor sınıfta konuşulanın %5 i falan Türkçe, hani hocadan gizli fısıldaşırken bile ingilizce kullanacaz, o derece :P
Neyse konuya geleyim;
Önce hoca ingilizce espri veya şaka yaparken kullanılacak argolar hakkında bişiler anlatırken bir sürü argo dolu cümleler kurduktan sonra başka dilde küfür etmenin ne kadar rahat olduğundan bahsetti ve zaten az kişi olduğumuzdan aradan beni şecip "f word" ü söylememi istedi, olurdu olmazdı derken "well if you insist, thennnn fuck" diyiverdim :D güldük ettik :D
Sonra presentation konumuzu tartışırken ben en bildiğim işten fotoğraftan gideyim dedim, hocada fotoğrafa ilgili çıktı, istock daki en çok kazanan türk arkadaşıymış falan biraz foto muhabbeti döndü. sona ders arasında bir arkadaş şu anda indirmekte olduğu 40 gb lık koleksiyon(!)'dan bahsediyordu. Hoca geldiğinde içerde 3 erkek kalmıştık bi şekilde anladı konuyu sonra öyle bir laf ettiki cidden fena güldük, "what are you going to do with all that!? but then if you have nothing to do, it may work for you (gülüşmeler) or no one to do with! (burada yarılıyoruz)saolasın Kaan hoca =)
20 Ekim 2010
willy wonka
Bugün başka bir sınıfla birlikte yaptık speaking dersini. Diğer sınıftaki kızlardan biri her boka atlıyıp konuşmaya çalışıyor sonra bir yerde bir kelimenin ingilizcesini hatırlayamayınca Türkçesini söyliyip kilitleniyordu. Her kesildiğinde önce gülüp sonra kelimenin ingilizcesini söyledim. Bu olay 4 kere falan oldu bir derste. Kız bir kere daha bir cümle kurma girişiminde bulundu, hoca bana döndü bakıyor nerede devreye girmem gerekecek diye =) Ama girmem gerekmedi kız tek seferde cümle kurdu rahat bir nefes aldık. Birde hoca çikolata ile ilgili bir speaking için brainstorming yaparken çikolatanın mucidi kimdir diyince "willy wonka" dememe sadece o kızın ve hocanın gülmesi, sınıfın sinemaya olan ilgisininde göstergesidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
2024
Lan hayat güzel, eforsuz, mutlu olabiliyormuş. 2023 yılı biterken bunu hatırladım son iki aydır. Hep çekindiğim, korktuğum şeylere, bir kapı...
-
Demin bir kısmı Ankarada çekilmiş bir filmin fragmanını izledim, Aha bu Eğer fragmanı izlediyseniz söyleyin bana; Bu şimdi "Amélie...
-
Geçen kuzen kalmaya geldiğinde çektik bunları; Koydum feysbuka, 5 dakika sonra yengemden mesaj geldi. Neymiş efendim, kendi oğlu katil değil...