31 Aralık 2011
Yine de şanslı olduğumu düşünüyorum.
Yıl başlarımın kötü geçeceğini artık neredeyse "biliyorum".
Bu sene farklı olacağına dair bir düşüncem yoktu zaten.
Geçen seneki yılbaşımı merak eden tıklayabilir
Gerçi sonuçta işler yoluna girmişti geçen sene.
Gelelim bugüne;
Bugüne ait harika ve özel bir anım olunca zaten kıllanmıştım kesin kısa süre içerisinde bir bokluk olacak diye, nitekim oldu da.
İyi şeyi de kötü şeyi de anlatmayacağım, zaten yıllar da geçse ikisini de hatırlayacağım.
Ama yinede iyi yanın ağır bastığı bir gün olduğunu düşünüyorum.
17 Aralık 2011
Chase Jarvis
Bir önceki yazıda bahsettiğim yayını izlememi sağlayan dünyanın en popüler reklam fotoğrafçısı Chase Jarvis'e teşekkür maili atmıştım. Yaptığı programlar ve organize ettiği creativelive atölyeleri için. Çünkü onun konumundaki çoğu kişi kendisini saklamayı tercih ederken o bildiklerini tüm dünyayla paylaşmaya ve başkalarını da paylaştırmaya çalışıyor. 2 gün geçmeden geri dönüş yaptı.
Ne güzel lan :D Hangi hayran olduğum insana bişi yazsam geri dönüş alıom :D
14 Aralık 2011
Karma
Dün fotoğrafçılar ve görsel sanatçılar açısından potansiyel olarak iş büyütme ile ilgili bir yayını izledim Aha buradan bakabilirsiniz
Cidden aydınlatıcı ve çok iyi bilgiler vardı fotoğraf ve diğer görsel şeylerin pazarlanmasına odaklı.
O yayın bittikten sonra konuşmayı yapan adamı araştırdım onun sitesindeki bilgileri okudum ve en kısa sürede uygulamaya karar verdim.
Derken yattım, kalktım. Sabah oldu.
Bir telefon geldi, eski bir arkadaşımdan. Ve bana muhtemelen şimdiye kadar yapma şansı bulduğum şeylerden daha havalı ve daha ciddi bütçeli bir fotoğraf işini sundu, Henüz kesin bir şey yok, haftaya bu söz konusu müşteriler, menejerleri, ben ve o aracı arkadaş buluşup görüşeceğiz. Olası çekim için tema, mekan, ve bütçe konuşmaları yapacağız. Her şey kesinleşene kadar daha fazla bilgi vermeyeceğim.
Ama tam yeni bir şeyler yapma hevesindeyken birden karşıma beklemediğim bir fırsat çıkması cidden hoş oldu, umarım elime yüzüme bulaştırmadan güzelce hallederim her şeyi.
02 Aralık 2011
2 Aralık
Neyse doğum günümün bitmesine az kaldı. Bu senede bir isteksizlik bir tuhaflık içinde idim, Ama genel olarak bakınca güzel bir gündü.
Mesela çok şık bir film izledim. Bir çocuğun dramı gibi başlayıp sinemanın icadına geçen bir konu içinde farklı farklı karakterlerin hikayelerini hafif hafif gösteren bir filmdi "Hugo".
Neyse doğum günüme dönersek, görmek isteyeceğim insanlardan ikisiyle görüşebildim. Görüşemediğim insanlarda ya başka şehirde yada arayıp kutlayamayacak kadar meşguldüler.
Zaten 1 adet iyi arkadaş ve 1 adet heyecanlandığım bir insanın bu gün yanımda olması son yıllarda soğuduğum bu günün güzel şekilde geçmesini yeterince sağladı.
01 Aralık 2011
336 ve 365
İki günü hayatımdan çıkarabilseydim biri doğum günüm, biri yılbaşı olurdu.
İkisi açısından da insanların eğlenmemi beklemesi ve sürekli ne planım olduğunu, ne yapmak istediğimi sorması o kadar bunaltıcı ki.
İkisiyle ilgili kötü anılarım olması da konuyla alakalıdır belki.
23 Kasım 2011
Kalemlik
2002 veya 2003'te Coca-Cola "Harry Potter ve Sırlar Odası" bardakları dağıtıyordu. Uzun, kırmızı, bir tarafında Harry bir tarafında Malfoy fotoları vardı. O zaman bir heycanla kapak birktirip biriktirip toplamda 3 tane almıştım.
Bir tanesini yanlışlıkla annem kırmıştı o sene,
Bir tanesini 3-4 sene sonra ben kırmıştım (içine iki paket sallama çay atıp sıcak su koymuştum tek seferde bir sürü çay içebileyim diye, ama bardak o kadar kaynar suya dayanamayıp çatlamıştı.)
Son kalanın öyle bir kazaya kurban gitmesini istememiştim, o yüzden onu alıp kütüphaneme koymuştum içine de bir kaç ilginç olduğunu düşündüğüm şey koymuştum kalemlik gibi bir vazife üstlenmişti.
Biraz önce o da kırıldı.
1 haftadır odamda baya bir ayıklamaya giriştim, bilgisayar oyunlarımın %90'ını, çocukken okuduğum çocuk kitaplarının tamamını, scrabble'ımı (onuda 2000 yılında aldıktan sonra 1 ay her gün oynadıktan sonra bir daha hiç oynamamıştım :D ) ve en önemlisi, kaykayımı kuzenime verdim. Onların tamamı bana yeterince hizmet ettiler çünkü, artık burada anlamsızca durup tozlanacaklarına, yeniden hayat bulmaları daha anlamlı geldi. Eminim dilleri olsa onlarda öyle isterdi :D
Neyse odamı ayıkladım falan bir de masa üstümü ve kütüphanemi temizleyeyim demiştim. Gecenin bu saatinde o işe giriştim (01:30) rafları silerken bez o bardağa takıldı ve yere düştü.
Ama neyseki paramparça olmadı 2 parçaya bölündü, taban kısmı ayrılmış, yapıştırılabilecek bir şey, yarın japon alıp halledebilirim.
Ama acaba eskiye dair o kadar eşyayı çıkarmışken, o bardağı onarmaya çalışmalı mıyım?
25 Ekim 2011
Must go on
Arada sırada çok acayip bir şey yapmak lazım, günlük rutinden farklı olarak ve insanların tepkisini ölçmek lazım, Truman Show daki gibi bir düzenin ortasında olmadığımızdan emin olmak adına.
Pann
Eski Disney ve Warner Brothers çizgi filmlerini özledim.
Erkenden çizgi film izlemek için kalkmak, gece televizyonda korku filmi izlerken korkmak istiyorum.
22 Ekim 2011
İstanbul
Yine İstanbul'a gittim foto işlerimi halletmeye,
Ama ne atraksiyonlarla;
Gece 12 de otobüsüm, 10.30 gibi kızılaya gittim bir arkadaşın doğum günü için ama evden biraz acele çıktığımdan saçlarım ıslak kaldı sanırım, arkadaştan ayrılıp ankaraya binip aştiye giderken ciddi şekilde kötü başım ağrımaya başladı. O dereceki sonunda aştiye gelmeden bahçelievlerde inip eczane aradım. İlk bulduğumdan en yakındaki nöbetçi eczanenin adresini öğrenip, orayı sora sora bulup, oradan ağrı kesici ilaç aldım. Ordan da taksiye binip aştiye geçtim.
Sonra baş ağrım geçti ama hiç uyuyamadım gece.
Sabah ilk olarak işim olan yere gittim fotoyla ilgili, tabi giderken oyalandım baya telefonumla fotolar çektim :D
Sonra baktım hala oyalanmam gerekiyor kahve içeyim dedim, Açık bir starbucs vardı yolumda (divanyolu üzerinde mc donalts ın karşısında, ayasofyaya gelmeden) benden bozuk çıkmayınca kasiyer de de para üstü vercek bozuk olmayınca bana kahveyi ısmarladı, Fişten öğrendiğim kadarıyla adı da Melis imiş, eğer oraya giden olursa kendisine ya benim adıma tekrardan teşekkür edin ya tip bırakın :D
Neyse işlerimi hallettikten sonra kalacağım otele gittim taksime
Orda da oda hazır değilmiş, 1 saat bekledim.
Sonra eşyalarımı odama bırakıp bir arkadaşımla buluşmak üzere çıktım otelden.
Taksim çevresinde bildiğim bilmediğim bir sürü yer gezdik, galataya gittik, çiçek pasajına girdik, cezayir sokağına gittik, Sent Antuan kilisesine girdik, orada mum diktik, yaşlı bi kadınla sohbet ettik, nevizade'de oturduk, gezi parkına gittik.. Sonra onu metroya bıraktım, kendim son bir tur attım istiklalde, bir kaç foto çektim;
Sonra odama gidip yorgunluktan bayılmadan önce (en son uyandığımdan beri 35 saat geçmiş ve o arada o kadar çok şey yaptığımdan uyumak sözü hafif kalır diye düşündüm) son olarak odamın camından da bir iki foto çektim,
Sabah da kalkıp istiklalde kahvaltı niyetine birşeyler yiyip terminale gittim ve döndüm Ankara'ya.
İstanbul'a bir önceki gidişimde ki kadar heyecan dolu ve hevesli değildim ama güzel bir değişiklik oldu yine de.
16 Ekim 2011
selfobotomi
Bir şeye canın sıkkın diye içmek, kendi kendine geçici lobotomi yapmak değil mi düşününce?
12 Ekim 2011
Bilmiyorum
Daha başka ne yapabilirim, uyumadan önce düşündüğüm ve uykumda gördüğüm şeylerin gerçekle örtüşmesi için.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
2024
Lan hayat güzel, eforsuz, mutlu olabiliyormuş. 2023 yılı biterken bunu hatırladım son iki aydır. Hep çekindiğim, korktuğum şeylere, bir kapı...



