Yine bir rüya

Uçaktayım, Ümit Burnuna gidiyorum. Yanımda da çok güzel bir kız var, havadan sudan konuşuyoruz, kız esmer, renkli gözlü ve baya güzel, bana hayatını anlatıyor, hiç bir akrabası yokmuş, kendi yaşıyormuş ve sürekli gezmeye çalışıyormuş, çok enterasan bir kızdı. Derken Afrika üzerindeyken aşağıda büyük bir deprem oluyor ve her nasılsa Uçağın acil iniş yapmasına sebep oluyor. Ama inişten sonra herkes ayrı bir tarafa savruluyor. Ben büyük bir boşluğun ortasında, bir demir yolunun hemen yanındayım. Bir tren geçse de merkezi bir yere gitsem diye bekliyorum. Derken bir tren geliyor çok yavaş hızda, bende çaktırmadan tırmanıyorum trene ve lokomotifin hemen arkasına geçiyorum. Geçmez olaydım. Meğerse çok yakındaki bir savaş alanına asker taşıyan bir trenmiş.Ve lokomotifte iki tane asker var. Savaş yapılan şehre girdiğimizde bir tanesi vagonları kontrol etmek için arkaya gitmeye karar veriyor.Ben demirlerden sarkarak saklanıyorum, asker geçince de arkasından yaklaşıp kafasına demir bir çubukla vuruyorum. O bayılıyor veya ölüyor bilmiyorum, Bende durum farkedilmeden şehrin içine girmiş ve zaten iyice yavaşlamış trenden atlayıp hemen arka sokaklara koşuyorum. Bir sürü ara sokak var. Hepsi birbirine benziyor. ben ara sokaklara girdikçe insanlar çoğalıyor. Sokakları geçe geçe kendimi çok geniş bir caddede buluyorum. cadde boyunca iki yanda da apartmanlar var ve giriş katlarının tamamı tek kişilik hapishane hücreleri. Kimisi boş kimisi dolu, dolu olanlarında kimisinde insanlar hayatta kimisinde değil. O arada sokağın diğer ucundan askerlerin geldiğini görüyorum.kapısı açık olan hücrelerden birinde ölü biri gözüme çarpıyor, kıyafeti gayet yerel, onu soyup onun kıyafetlerini giyiyor ve etrafta tek tük gezen yerlilerin arasına karışıyorum.(bu noktada hücrenin içine tamamen girmemeye çalışıyorum, tamamen girersem herşey bitecekmiş gibi düşünüyorum, bu ne anlamda bilmiyorum) Sokak boyunca kafamı hiç kaldırmadan yürüyorum. daha normal görünümlü bir sokağa geliyorum burası artık daha kalabalık, bir meydan gibi bir noktada toplanıyor insanlar. Derken arkamdan birinin bana yaklaştığını farkediyorum. Dönüp baktığımda siyah kırmızı ve pembe renklerden peçeli bir kadın var, yaklaşınca farkediyorum ki, uçaktaki kız. Sarılıyoruz, baya şaşkın o da. İkimizde ne yapacağımızı bilmezken tanıdık biri görmek çok güzel bir duygu ve aitlik hissi. O da bu şehre yürüyerek gelmiş. Neyse biz etrafta Türkiye'den gelen başka kimse var mı diye bakınıyoruz ama dikkat çekmemeye çalışırken bu çok zor. O sırada Türkçe bir ses duyuyorum. "Elçilik bu tarafa görevliler gönderecekmmiş, hayatta kalanları aldırmak için" Haber sevindirici ama nereye gönderecek nasıl toplanacağız bunlar havada kalmış. Biz onları düşünürken, meydanın girişinden bir kamyonet geliyor asker dolu, ve kamyonet kasasının en önünde duran adamı tanıyorum: Trendeki diğer adam. (bu noktadan sonra tüm konuşmalar türkçeye dönmüştü) Asker, bir arkadaşının öldürüldüğünü ve sorumlunun düşen uçaktan kurtulanlardan biri olduğu ve şu an o kişinin burada olduğuna inandıklarını söylüyor. ve orada bulunan herkesi inceleyeceklerini söylüyorlar. Ben kıza, gitmem gerektiğini eğer benle yakalanırsa onu da öldüreceklerini söylüyorum. O da bana "beni tek yabancı olarak bulsalar beni naparlar sanıyorsunki ben de geliyorum" diyor. Ve meydandan kaçmaya karar veriyoruz. Rüyanın burdan sonrası biraz acaip, tam bu noktaya arka arkaya 3 kere olaylar başa sarıyor. ve her birinde farklı davranıyorum. Birinde merkezden kaçıp elçiliğe ulaşıyoruz ve kurtuluyoruz... Birinde elçiliğe gittiğimizde orasıda işgal edilmiş ve oradaki askerlerden biri yanımızdaki tüm eşyaları alıp bizi şehre geri gönderiyor... Birinde de meydandan kaçarken yakalanıp vuruluyoruz. Özetle son zamanlarda gördüğüm en iyi rüyaydı, Uyanıpta Ankara'da kendi yatağımda olduğumu anladığımda bildiğin üzüldüm :D

2 yorum:

Nesnel İleti dedi ki...

hem bir yere uçmadığını bildiğim için hem de tl;dr olduğu için direk sona atladım. şimdi rahat rahat okuyabilirim :P

Nesnel İleti dedi ki...

gerçi önce başlığı okusaymışım sorun yokmuş :P