Cumartesi

Sabah ne kadar yürüdüğümün, lensleri ne kadar ucuza aldığımın, sonra otele ne kadar yürüdüğümün, ne kadar uykusuz olduğumun önemi yok.

Harry Potter'ı 2. kez izlesem de daha güzel geldi. Beşiktaş'ta yediğim balık sanırım yediğim en güzel balıktı kılçıklarına rağmen. Beşiktaş-Ortaköy arasındaki yol bir sürü yavaş yürüyen insana rağmen hoş. Ortaköy de baya güzeldi, hatta orda gördüğüm en güzel hıncal uluç'u gördüm. Burger da yediğim dondurma da gayet tatlıydı.

Ama ben paylaşmayı o kadar fazla istediğim şeyleri muhtemelen 2 yaşımdan beri kurmadığım derecede saçma cümlelerle ve kedilerin hayali avlarına bir anda atladığı gibi bir anda damdan düşercesine söylemek istememiştim hiç. O iyi olmadı, halbuki en iyi onun olması lazımdı. Yoksa lensleri telefon edipte göndertebilirdim.

Çok kolay heyecanlanmayan biri olunca insan heyecanlanınca fena batırıyor. İşin ironik tarafı tüm gün doğru bir an beklemekten sürekli gergin ve tuhaf olup, en sonunda tüm onların üstüne tüy dikmiş olmak.

Kafam karışmış, nasıl oldu da paylaşmayı bu kadar istediğim şeyi böyle mahvettim diye anlamaya çalışıp kendime birazda kızgın bir halde odama gitmeyi düşünerek yürürken arkamdan bir kaç aydır duymadığım bir ses duydum, döndüm baktım Cenk tam o an önünden geçtiğim binanın karşısındaki apartmandan çıkmış, markete gidiyormuş. Beni arkadaşının (daha doğrusu arkadaşının da değil, arkadaşının şehir dışına çıkmış kız arkadaşının) evine çağırdı onlarda birazdan istiklale gidecekmiş zaten. Çıktık onların terasında oturduk birer bira içtik. Oradan istiklale gittik, İstanbul kaykay tayfasıyla buluştuk İstiklali kesen barların olduğu sokaklardan birinin çıktığı şaşırtıcı derecede kalabalık bir ara sokakta takıldık muhabbet ettik bir iki bira içtik. Orda da bayadır görmediğim bir kaç kaykaycı, fotoğrafçı falan gördüm. Tuhaf iş, koca şehirde o kadar insana denk gelmek. Gece 3 gibi o tayfaya veda edip, istiklalde hala ne kadar çok insan olduğuna şaşırarak döndüm odama kendi başıma.

Günlük Yazısı, 4 günlük yazısı

21 Temmuz Perşembe;
Memetle chp binasına gittik kazancımızı kutladık, bkz ve also bkz

22 Temmuz Cuma;
Akşam istanbula gitmek üzere yola çıktım, Yolda uyuyamadım.

23 Temmuz Cumartesi;
Bu günün devamı kendi başına çok dolu ve güzel olsa da ben mahvettim, Belki sonra yazarım bunun hakkında.

24 Temmuz Pazar;
Sabah 10 da kalktım, Taksim'de ki kaykay-Grafiti festivaline gittim, ortam inanılmazdı her tarafta rampalar, kaykaycılar, bmxciler, patenciler uçuyo kaçıyo, etrafta müthiş grafitiler bir yandan tekno rock karışık canlı müzik.. Akşama kadar ordaki kaykaycı tayfayla takıldım, sonra akşam onların yanından ayrılşdım, İstiklalde son bir tur attım kendi başıma, hiç Ankara'ya dönesim gelmedi, ordan esenlere terminale gittim. Bindim otobüse döndüm..

25 Temmuz Pazartesi:
Ankara'ya vardığımda hava baya serindi, İstanbul'daki nem ve sıcaktan sonra neredeyse beni kandırıyordu Ankara. Ama yok yani, kafam girsin Ankara'ya!
Neyse ben bugün evde dinlenirim diyordum ama kısmet değilmiş :D Eve 7 gibi geldim yattım 12 de kalktım Mehmet'le buluştum, yarışma ödülünden payımı aldım, sonra Erşen'le buluştuk o da Yunanistan'a gidecekmiş ona cumartesi yaptığım şapşallığı anlattım. Sonra eve döndüm kaykayımı aldım, meclis parkına gittim, Tuna ile buluştum. Yeni Ankara kaykay tayfasıyla tanıştım, pek sevmedim :D Bende eski günlere dönmeye çalıştıysam da bir günde olmadı tabi, Sonra Lazer Tag'e gittik 5 kişi, Death Match tarzında herkes tek oynadık yarım saat, ortamdaki sis, müzik ve dekor o kadar iyiydi nasıl hava girdiysem hiç oynamadığım halde 2. oldum :D Orda kayarken terlemediğim kadar terledim ve yoruldum. Şimdi evdeyim her tarafım ağrıyor, yorgunum ama suratımda anlamsız bir sırıtma var :D

Ankara'dan çıkınca hemen solda...

Bugün nesnel ile ikeaya gittik, Ben lensimi sattığımdan, o da bende nasılsa getirmiyorum diye getirmediğinden ikimizde uzun süre sonra çantasız yüksüz, elleri kolları sallaya sallaya yürüdük. Benim insanların yaşadığından habersiz olduğum bir bölgeye kurmuşlar ikeayı, insanları oraya göç ettirmek adına. Zira oranın çevresinde oturup Ankara'dayım demek inandırıcı gelmez bana.

Neyse, showroom çok karışık, insan haritalara bakıpta kestirme bulunca seviniyor. Ama allahtan erkek erkeğe gitmişiz de birbirimizi gereksiz şeyler almaktan kurtardık :D Oraya bir kız bir erkek gidilse, evlenilip, ev döşenip çıkılır.

Harry Potter

Eve geleli yarım saat oldu.
An iti bariyle en sevdiğim seri görsel olarak da tamamlandı, bekleyecek bir şeyim kalmadı bu konuda.
Filme yüksek beklentilerim olmadan gittim ve hayal kırıklığına uğramadan çıktım. 3d beklediğimden iyidi, Snape.. Ah snape.. çok fazla şey yazabilirim bu konuda.. Ama ne ben o kadar uğraşabilirim ne de okuyan.
Filmle ilgili diyebileceğim en kısa şey; bir kaç bölümde bende dahil herkesin gözlük taktığına sevindim. Ve herkesin güldüğü o son kısım da bitip salonun ışıkları yandığında gözlüğü çıkarmak için oyalanan kişilerdendim.
İşin zor tarafı, bu konuda konuşabileceğim, bu konudaki hassaslığımdan dolayı bana deli gözüyle bakmayacak insanların sayısının azlığı ve hemen hemen hepsinin internetten arkadaşım olması.

Noluyo lan :D

Sabah kalktım feysbukta 64 yeni ileti ve 10 arkadaşlık isteği çıktı. Noluyoruz lan derken baktım yine o radyasyon karşıtı grupla ilgili hepsi. Tanımadığım bir sürü kişi o albümü paylaşmış. Ben o fotoğrafları ilk yayınladığımda aldığım tepkiden bile memnundum ki bu internet eylemi döneminde böylesine bir patlama daha da sevindirdi, iyi veya kötü tepkiler olsun.

Sizi gidi Radroachlar :D

Geçen hafta radyasyon karşıtı fotoğraflarımı o konuda bir grup paylşamıştı, o günden sonra her feysbuka girişimde bir sürü beğeni eleştri ve yorum alıyorum gerek mesaj olarak gerek yorum olarak.
Seriyi beğenenlerin tepkilerinden çok, beni eleştirenler, cahillikle suçlayanlar var :D Hala sabırla, alay etmeden cevap veriyorum. Bakalım ne kadar daha devam etcek. Ben nükleer enerji mühendisi değilim. Tabiki bu konuda ileri düzey bilgim yok.
Sadece nükleer felaketlerin sonuçlarını gören bir insanım. Ve insan hayatının bu kadar ucuz olduğu bir ülkede böyle bir risk potansiyelini istemiyorum.

Benden Söylemesi

Hani fotoğraflarda daha güzel, daha seksi çıkmak adına dudaklarını büzüp, kafasını öne doğru eğip, göğüslerini dışa doğru kabartan kızlar varsınız ya; Pasta siparişi vermiş ama önüne yanlışlıkla gelen limonu yalamış, ama "ben pasta yedimki çok güzeldi hıhı" diyen ergen ördek yavruları(ne civciv ne tam ördek, o arada bok gibi bi süreçleri oluyorya o dönemdeki) gibi çıkıyorsunuz. Çirkin ve yapay :D

ne ayıp

Nesnel'in de dediği gibi, bugün bana yapılanları ben bir karşı cinsime yapsam sapık damgası yerdim :D