Önümü alamamışlar

Öyle yazmışım haa :D

Ulusa zerzeniş

Oldu olacak iyice sıvayayım :D şikayet edeyim :D

Şimdi bu aralar bir çok takip ettiğim profesyonel fotoğrafçının bir şekilde ortak işler peşinde olduğunu görüyorum, mehmet turgut-nihat odabaşı. Bu ikisi ilk dikkatimi çekenler. Hani popüler fotoğrafçıların iyi geçinmesi falan güzel tabi de eğer bu tip ortaklıklar piyasayı domine etme amaçlı ise yasal olsa da hoş değil. Kaldı ki o kişilerinde kendilerine güvenlerini kaybedip, sadece para amaçlı çalışan burjuvalar olma yolunda ilerlediklerinin göstergesidir.

Bir diğer şikayet edeceğim konu ise bu aralar çığ gibi büyüyen reklamcılık ajansları veya kendi değişleriyle "kırieytiv eycınsiler" Bu işe giren çok yakınım insanlar olduğu gibi, sadece 1-2 çalışanıyla iletişimde olduğum eycınsilerde var. Ve bunların hiçbirinin başarılı olacağını düşünmüyorum, çünkü hepsi olaya aynı şekilde bakıyor ve hepsinin kendilerince geniş bakış açıları var ve hepsi kendi zaaflarını göz ardı edip bir şekilde "halledeceklerini" düşünüyorlar ve bence; bok halledersiniz. Evet bu yazıyı okuyan kişi bu düşüncülerim sizin ajans içinde geçerli. Ve senle tek konuşana kadar bu konuda samimi fikirlerimi duymayacaksın.

Ayrıca şu tutoryıl işinide halledek nesnel! hadi bugün üşendin de en kısa sürede görüşüp başlayak, düzene koyak o işi, yoksa kendi kendime başlarım! :D

auahuha burdan millete laf atmak çok zevkli uluşa sesleniş gibi :D Yakında fotoşopla suratımı ajda pekkanınki gibi yumuşatıp, gençleştirip, yukarı doğru bakan boy boy afişlerimi yayınlayacam burdan. Evet burada da tayyipe laf sokuyorum.

Bir de kendimi eleştireyim madem;
Genelde eleştriye açık olduğumu söylesemde sanki hazır cevaplık avantajımı savunma amaçlı kullanıyorum.
Annemle yaşamaktan bıkmış olsamda, halen maddi olarak aileye muhtacım acı ama gerçek. gerçi bu okuduğum şeyi değilde sevdiğim şeyi yapma isteğimden.
"Sinema televizyon" veya "reklamcılık ve tanıtım" konusunda master yapmak istesemde halen ne alese hazırlanmış durumdayım ne kpds ye, Toefl geçerliliğide bitti. İngilizceden tırsmasamda, öğrencilik modundan iyice kopmadan şu alese çalışmaya başlasam iyi olacak.
Şanslı olmamı bazen kendime güvenme konusunda fazla bir etken olarak kullanıyorum (ama halen yüz üstü bırakmadı beni :D )
Bir de göründüğüm kadar açık değilim sanırım yeniliğe, o konuda da birşeyler yapmam lazım.
Ayrıca hala istediğimin yarısı kadar bile kitap okuyamama rağmen, istediğimden 2 kat fazla zaman harcıyorum bigisayar karşısında.
Ve bir gerizekalı edasıyla daha önce yaptığım hatayı tekrar ettiğim oluyor hata olmadığını umarak, bilinçli olarak. Einstein bunu delilik olarak tanımlamış ama kibarlıktan heralde çünkü daha çok gerizekalılık gibi.
Hala bazen, çocuk gibi "ileride...." diye düşündüğüm oluyor. Ulan ilerisi mi kaldı!
Daha düşünsem çok şey yazarım. Zaten en başa yazmam gerekebilcek bir çok şeyi de yazmadım.
Ama kısa vadeli zaman limitli sorun bu yaz ne yapacağım. Bu yazla ilgili iki şey var aklıma takılan biri yıllardır takip ettiğim serinin son ürünü (hp7 II) bitecek.
Diğeri, (ki sonda bahsettiğimden daha önemli olan:P ) halen belirsiz, kendi fikirlerimi dolaylı yoldan ifade etmiş olsamda kendimi gerçek anlamda ifade etmediğim, veya bir tepki alamadığım bir şey görmesi daha zor olacak.
Ha bir de gözüm bozuk, uzağı iyi göremiyorum. Atıyorum buradan 453 km uzağı ve daha ileriyi görmesi zor.

Durum değerlendirmesi

Ama tek tembel insan olmadığımı bilmek de iyi tabi, insanlar yok çok ödev var, yok proje zor, yok sınav zor diye yüzlerce kez tekrarlıyorlar.
Bende tekrarladım zamanında. Demek aşmak lazım bazı şeyleri, eğitim şart tabi.
5 dakikadır ılındığı için içmeye üşendiğim bir kadeh rakı,
1 aydır yazmak istediğim bir yazı,
Gitmek istediğim bir sürü yakın-uzak yer,
Çekmek istediğim bir sürü fotoğraf,
Daha yakın olmak istediğim bir insan,
Gerçek anlamda özgürce yaşamak istediğim bir hayatım var.
Neyse ki özür dileyecek kimse kalmadı. Kafam rahat olmalı.
"Yapılacaklar" diye bir liste oluşmuş olmasına bırak, "o şekilde bir liste yapmaya zaman harcamak bile zaman kaybı olur" derdim başka biri sorsa.
Ama insanlara önerdiğim, doğru bulduğumu söylediğim insan tipinde olamadığımıda görecek kadar iyi durumdayım, henüz inkar aşamasına geçmemişim demektir, yada bu "durumu görüyorum, evet harekete geçme zamanı" tavrı da bir teselli ise onu bilemem.

ohoo

Bir tembellik bir tembellik, tembellik düz boyu. Nelere üşendiğimi saysam

Denk

Öznel bir kurgu fotoğraf çekmek, blogda kendine özel cümlerle günlük tutmak gibi. Herkesin görebileceği yere koyuyorsun ama kafandakiler olmadan anlaşılmaz.

iptal, ertelendi, yok gitti...

Bugün baya bir uzun süre sonra uzun gece yürüyüşü yaptım.
gece 11.30 gibi evden çıkıp, 1 saat civarı bir yürüyüş sonunda kuğulu parkta oturdum. kimse yoktu etrafta. Seviyorum Ankara'nın en kalabalık yerlerini bomboş görmeyi.
Eve geldim bir baktım deprem olmuş Kütahya'da. Yazık oradakilere de, bir yandan yağmur yağarsa siyanüre temas etmiş olacakmıyız korkusu, diğer yandan eve girersek altında kalırmıyız korkusu.
Neyse bende öyle mal gibiydim bugün, sabah yataktan çıkasım gelmedi, daha kalkmadan yorgun hissediyordum. Zaten neye elimi atsam ya erteleniyor, ya iptal oluyor, gidiyor.. Heralde bedenimde boşuna kasma bu aralar yat dinlen diyordu.
Neyse yarın kalkınca transform bunu izlerim bir umut dolar gaza gelirim, sonra birkaç güzel müzik falan... Neden daha iyi bir gün olmasın!

Time and space

Ayrıca dikmen-keklik arası yürüyüp, şehrin içinde oluşmuş ve yakında rafting turları güzenlenecek akarsular yüzünden sırılsıklam olmak ve yoldan tüm hızıyla geçerek insanlara iyi niyet, dünya barışı ve yolda birikmiş su sıçratan kamyon şöförüne maruz kalmak. Ordan o sırılsıklam halde kızılaya inmek falan az bana, şöyle bir de kafama yıldırım falan düşseydi tam olcaktı kendime gelirdim zaman-mekan tutarlılığımı sağlardım :D

En saçma hatam

Hafızama sıçayım diyerek cümleye başlayıp sonradan şansıma, şenliğini perşembe sonuçlandıran hacettepeye ve ordan taa mikaile uzanarak hepsine kafam girsin diyebilirim.
Ama ne dersem de birşey değiştiremeyeceğimden bu yazıyı da niye yazdım bilmiyorum.
Yarında odamı falan temizlerim.

Uuu

Pazartesi; ilk saatlerde kısafilm yarışmasını öğrendim düşündüm, kabaca senaryo kurdum, sabah okuldan çıkış aldım, harun-cerenlere gittim film projesi yapak dedim.Akşam telefon geldi yarın Cedric Tiberghien'ı çekmek istermisin dendi.

Salı: Cedric'i çektik ettik yazdım onu zaten.

Çarşamba: Bir arkadaşın doğum günüydü, ona gittim :D

Perşembe: Özel birşey yok, dinlenme, evde foto çekinme, haa birde kafayı kazıttım :D

Cuma: Kendim çekmekten vazgeçtiğim film yarışması için, Memetin çekmesine yardım ettim. 1 günde çektik.

Cumartesi: Çok güzeldi.

Pazar: Sabahtan antika pazarı, sonra Canonturk grubuyla kaleyi gezdim. Bir sürü ekipman denedim 15 yeni fotocuyla tanıştım.

Tüm bu sırada Cuma, Cumartesi ve Pazar gecesi akşam 8 den gece 3 e kadar Zack Arias'ın "fotoculuğun iş yönü" atölyesini takip ettim.

Bayadır bu kadar yoğun hafta geçirmemiştim, çok zevkli geçti. Uzun zamandır yapmak istediğim şeyler yaptım, sevindim. Şimdi yorgunluktan ve uykusuzluktan ölüyorum ama yatasım yok :D