Mr. Nobody

Çok güzel bir film, tercihler ve sonuçlarıyla ilgili. Çocuk oyuncular çok doğal. Müzikler şahane. Senaryonun basitliği açıldığında tokatlıyor insanı. İzleyin filmi !

Şimdi birşey yazacağım filmle ilgili, spoiler sayılmaz daha çok bir tespit. Ama yinede filmi izlemeyenlere önermiyorum okumalarını.

Ekşiye ve imdb deki tüm yorumlara baktım, bunu farkeden yada bahseden olmamış;

En sonda atmosferin çökmesiyle zaman geriye gidiyor ve çocuk aklındaki senaryolardan en çok hangisini seviyordu? Anna isimli kızla olanı; Annayı tersten oku :D Filmde en sonda ki geri sarımda bir anna duymayı bekledim tersten ama olmadı. Ama yönetmen ve senaryo yazarının aklındaki en azından birkaç kişinin kafasında uyandırmayı istedikleri düşünce bence oydu. Yada ben fazla karmaşık düşünüp kendime pay çıkardım bilmiyorum.

zzzzt

Bugün nesnel ve dübüratif ile bir adet ışık kutu ve bir adet de yumuşak kutu yaptık :P odamın önce amua goyup sonra temizledik. zzzt ladım falan öyle.

200

feysbukta bir reklam dolaşıyor kaslı adamların çikolata yaptığı, yıllardır feminist tavırlarıyla yok "karşı cinsi seks objesi olarak görmeyin, yok kadın vücudunu ürün gibi sergilemeyin" diye artistik yapan kızların ne kadar iki yüzlü ve iradesiz olduğunu ortaya çıkardı. Sinir oluyorum bu aşırı feministlere. Yazının bundan sonrası erkek olmayanları kızdıracaktır..

Hani zaten güçsüz ve dayanıksızsınız, fiziksel olarak rekabet saçma. Ama dünyaya gelmiş geçmiş bütün ünlü filozofların, bilim adamlarının ve sanatçıların erkek olması üstünlüğümüzün sadece kas gücüyle sınırlı olmadığının kanıtıdır diye düşünüyorum.
Haa derseniz "ki hep onlar ön plana çıkarıldı hep onların tanıtımı yapıldı" demekki daha iyi pazarlama kabiliyetlerimiz var ki, hooop geldik mi yine aynı noktaya :D
Estetiğinize saygı ve hayranlık duyuyorum bayanlar. Ama pozitif ayrımcılık beklemeyin. En azından benden alamazsınız.

Pisi

Bugün aha bunun sayesinde Ankara Barosu sosyal tesislerindeki Aziz Kedi gösterisine ve röpörtajına katıldım. Aklıma kalanları sıralayayım.
Gösteri salonundaki izleyici erkekler arasında takım elbise giymemiş tek kişiydim sanırım, öyle olmasam bile yinede en asi görünündim hiç süphesiz.
En önde yer ayırlımış röpörtaj komitesine, bende fotoğrafçı olarak onlara dahilmişim, ben arkadan falan ayakta izlerim heralde dediğim şovu en önden izledim.
Röpörtaj kısmı oldukça eğlenceli ve samimi idi, Aziz Kedinin en sevdiği filmlerden bahsederken "the fall" dan bahsetmesi, fallout hastası olması ve zamanında her türlü frp yi oynamış olması iyi.
8 yıl hukuk okuyup atılması da iyi.
Azizle benim binada hukukla en az ilgili iki kişi olmamızda hoş.
Tanrıyı Rocco ya benzetmeside bence iyi.
Okan bayülgen hakkında samimi ve çekinmeden yorum yapması da iyi.
Röpörtaj sonrasında anladığım kadarıyla baroda önemli olduğunu düşündüğüm 3 stajyerle yemek yemek de iyi.
3 hukukçu ile yemek yemek AŞIRI SIKICI. Hani bilmediğim bir konunun iç dünyasını birinci ağızdan öğrenme şansıdır, bilmediğim insanları, alanları öğrenme şansıdır falan diye dinlemeye özen gösterdim ama yok yani bayılacaktım az daha. Hepsi fazla kibardı, hele yemekte yanımda oturan (Can'dı yanılmıyorsam adı) eleman aşırı kibardı, bildiğin kendimi rahatsız hissettim. Bana da habire "ben dışarda çok farklıyım çok değişiğim" falan diyip durdu. Heralde o da normalde o kadar ciddi ve tuhaf değildir.
Neyse işin özü Aziz Kedi iyi adam hoş adam zaten benden başka önceden onu bilen de yoktu röpörtaj komiteleride dahil :D
Haa birde şey var, bir tiki kız vardı adını bile hatırlamıyorum, o beni biliyormuş, denge fakiri söylemiş ama kendisi tanışma anında "aa ben seni biliyorum" diyip kendi adını söylemiyince bende sormadım nasılsa unuturum diye (erşen sana diom senin yanında tek koltukta oturan kız) o bi ara şey diyordu röpörtajdan önce: " Yaa bi sezer gelse falan tamaaam konuşalıım da yanii bu azizz ne yaanee" len sen önce düzgün konuşmayı öğren sonra Sezer ile yaparsın röpörtaj!
Haa bir de restoranda lise arkadaşıma rastladım herif okulu bitirmiş stajını yapmış, askere gitmiş, avukat olmuş, Ama inekti zaten, ( bir hocayı kızdırmıştık sınıfça, ve gönlünü almak için sınavda hepimiz özür mektubu yazmıştık, bu ipne soruları cevaplayıp vermişti :D ) Ona sınıfça küsmüştük, Sanırım o zamandan beri ilk kez konuştuk iyi oldu. Birde bugün annanem taburcu oldu. 10 günlük uykudan sonra, doktorlar o kadar fazla ümitlenmeyin dedikten sonra tamamen iyileşip evine çıktı bugün.

Yani baya iyi bir gündü.

la

Türk dizileri izlemiyorum lafımı bir istisna ile bozmuş durumdayım, o da bizim buralarda çekilen dizi. Hani kurgusunu ve anarşik havasını geçtim; Bugünkü bölümünde Bu ülkenin haber kanallarının bile göstermeye korktuğu olayları anmakla kalmamış birde inadına inadına Efes Pilsen göndermeleriyle kalbimde kendisine yer açmıştır. Birde daha önce fotoğraf çekimi için kullandığım 3-4 mekanı aynı bölümde görünce daha da bir sevindim. Dvd'si çıksın alacağım, o derece.

İbellahum

Kolumda hiç çalıştırmadığım bir kas grubu varmış. Ben omuz çalışırken orasıda çalışıyor sanırdım. Nası tarif etsem omuzun bir altındaki çıkıntı işte, çıkıntı diyorum çünkü 1 haftadır çalıştırmama rağmen feci belirdi, yıllardır bugünü bekliyormuş meğerse. O değilde spor falan yaptığım yok yazdan beri çok feci kilo aldım öyle böyle değil, Baklava falan yok muhallebiye döndüm :P Koşularıma başlayacağım!

Bir Düşünseler

"akp'ye içiyoruz" diye bir organizasyon davetiyesi gelip duruyor bugünlerde feysbukta. an itibariyle 11.000 küsur insan bu organizasyona katılıyor. içki yasağını protesto etmekmiş amaç. Bana daha çok "bakın bize biz ne kadar anarşistiz, ne kadar muhalefetiz" demeye çalışan ergenliği yeni atlatmış veya hala atlatamamış kişilerin dikkat çekme çabası gibi geliyor.
Bu olay biraz daha popüler olur sonra televizyonlara konuyla belki alakalı belki alakasız bir sürü sarhoş görüntüleri koyulur, sonra da "gençlik alkolün esiri" diye başlıklar atılır. Yeni alkol yasasını düzenleyenlerin ekmeğine yağ sürülür. Bu gerizekalılık sürdüğü sürece ne İ.melih ne de akp bok gider..

Muhabbet Başkentte :P

Bugün rapor teslim etmek üzere okula gittim. Bizim fakülte binasına girdim yürüyordum. Bilenler bilir orman gibi bizim fakültenin içi ortasında bi sürü ağaç var ilk baharda muzlar falan çıkıyor.. Neyse bi baktım bir kuş sesi ama öyle güvercin serçe gibi alelade seviyesiz piyasa kuşlar değil, daha egzotik bir cikleme. Bir baktım tepeden sarı bişey geçti. üste doğru uçtu. Çıktım 4. kata ağaçların tepsinin hizasına, bir baktım 2 tane muhabbet kuşu merdiven trabzanlarına konmuşlar. Eneee dedim yaklaştım yavaşça, kaçmadılar azcık sevdim sona biri uçtu diğeride peşinden gitti hemen. Sonra aşağı inince gördüm ağaca ev de koymuşlar kuşlar için artık hep orda yaşayacakmış o kuşlar. Çok hoşuma gitti yaw keşke okulu bitirmeme 2 sınav kala değilde daha önce olsaymış.

Temel Reis

Küçükken bir keresinde misafirlikte beni ıspanak yemeye ikna etmeye çalışıyorlardı. "Bunu ye bak temel reis gibi güçlü olursun" demişlerdi. Bende yazık inanıp yemiştim. Sonra temel reis olmanın bir gereği olarak ağzımı yeni hediye edilmiş olan beyaz sivitşörtün koluna silmiştim. Kimsede birşey diyemedi. Tırstılar tabi temel reis gücüyle dövcem onları diye.