Almost

Gaza gelmiş bir şekilde spor yaptım, sonra banyoya girdim bir güzel yıkandım sıcacık sıcacık, akşam 11.30 falan saat, pijamalrımı giyip bilgisayar başına geçip tembellik yapmak istiyorum.. telefon çalıyor.. Açtım, Harun, "sıkı giyin aşağı in sizin evin oradayım diyor" giyiniyorum iniyorum.. motoru kullanacak dübüratifde alkol kokusu hissedilir düzeyde, ama sorun olmaz... "Sarı binayamı gidelim? Yoksa tunalıya kokoreç yemeyemi?" "tunalıya"....
Gittik, yedik, dönüyoruz...
Bir yol ağzına geliyoruz, bir dolmuş sağ tarafta durdurmuş yolcu indiriyor herşey normal..
İnen yolcuyu dolmuşun önünden hiçbir şekilde dikkat etmeden yola bakmadan atlarken görmek... Çarpışma sesi....
Gözümü açtım yerdeyiz, yüzüm inanılmaz acıyor, bir bacağım motorun altında yerde yatıyorum.
Bacağımı motorun altından kurtardım, yerden kalktım, kaskı çıkardım. kaskın vizörü parçalanmış... Etraftan insanlar geliyor, trafik tıkanmış, kim nerede seçemiyorum, harun ne oldu, çarptığımız kadın ne oldu bilemiyorum.. ikisinide farkediyorum, harunda ayakta iyi görünüyor, ama çarptığımız Bayan, yerde ve hissettiği acıyla bağırıyor.
Taksiyle akay hastanesi.. testler... olayın adli boyuta ulaşmaması için verdiğimiz çabalar(!)...nöbetçi ortapedistin orada bulunmaması... Bir taksi yolculuğu daha... Bir telefon görüşmesi.. Bir sürü test daha... hastanede görülebilecek tüm korkunç ve iç karartıcı görüntüler.. ve bir sürü test daha... Bayana otelde müsait oda aramak... ilgisiz personel...
Sonuç: Bir burkulmuş dirsek, bir kırık kol, yaralanmış kanama geçiren bacak, şişmiş bir yüz ve yer yer morluk... Haa birde baya hasar almış bir motor...
Bunlara ek olarak o gece, o kazadaki 3 kişi, herşeyin ne kadar basit şekilde bitebileceğini yeniden hatırladı. Ama işler yoluna girince önceki yaşamlarından ne kadar farklı davranıyorlar bilinmez....
Ya da ne kadar farklı davranmalılar? Herşeyin anlık olabileceği düşüncesi insanı esir alırsa ne kadar sağlıklı bir yaşam olur, anı yaşamak denilen şey sadece eylenmekten ibaret değil ki. Bu kadar korkunç potansiyeli olan bir olaydan bu kadar ucuz kurtulmak, korkutmalı mı rahatlatmalı mı, şahsen bilemiyorum. Ama hem korktum hem rahatım.
Bütün bu olayda beni en çok şaşırtan şeylerden biri, ilk aklıma gelen şey, kendime gelmiş olabilecek zarardan çok, bunu beklemeyen insanların hissedecekleri oldu, ailem, arkadaşlarım çevrem. Neden öyle düşündüm bilemiyorum ama bir şekilde kendimi borçlu hissettim, sanki ben iyi olmalıydım, sanki iyi olmayı çevremdeki insanlara borçluydum sadece kendim için değildi gibi.. Niye öyle geldi bilmiyorum..



*EK: Bu konuda biraz önce dübüratif bloğundan aldığım ancak kendisiyle konuşamadığım bilgiye göre olay karakola gitmiş, neden, nasıl bilmiyorum.
kaynak: http://duburatif.blogspot.com/2009/02/allahn-salag.html

Hiç yorum yok: